Bugün finans ekranlarına bakarken tansiyonum değil, bizzat altının kendisi düştü diye seviniyordum ki aklıma Temmuz ayı geldi. Hani şu "evlenmeyen kalmasın" diye ferman çıkarılan, her hafta sonu en az iki çeyrek altın borcuna girdiğimiz o meşhur ay...
Biliyorsunuz, Fed yetkilisi Christopher Waller çıktı, "Şahinim ben şahin!" dedi. Şimdi finans terimlerine uzak olanlar için meali şu: "Gözünün yaşına bakmam faizi artırırım, altını da tepesine vurur indiririm" demenin kibarcası oluyor bu. Adam resmen piyasanın üzerine pençelerini bir taktı, üstüne bir de jeopolitik riskler vites küçültünce gram altın 7 bin 300 lira sınırına geriledi. Bak bak... "Geriledi" dediği rakama bak! Eskiden bu parayla düğün salonu tutulur, üstüne bir de balayına gidilirdi. Şimdi ancak gelinin kulağına "Hayırlı olsun" diye fısıldamaya yetiyor.
Şu an memleketin her köşesinde, özellikle de bizim Urfa’nın o duman altı kahvehanelerinde manzara aynı. Nuri Amca okey taşını kenara bırakmış, elinde bir projeksiyon cihazı, kahvenin duvarına Fed’in faiz projeksiyonlarını yansıtıyor.
"Bak yeğenim," diyor Nuri Amca, "Waller burada şahin konuştu ama Temmuz’da enflasyon baz etkisiyle düşerse bizim oğlanın düğündeki bilezikler 24 ayardan 14 ayara düşer, hanım beni eve sokmaz!"
Nuri Amca haklı. Eskiden kahvelerde "Galatasaray bu hafta ne yapar?" diye konuşulurdu, şimdi "Fed bu hafta neyi basar?" diye analiz kasılıyor. Adam emekli zabıta ama Jerome Powell’ın ayakkabı numarasını biliyor.
Dostlar, altının bu yaptığına "geri çekilme" demek için aslında epey bir iyimser olmak lazım. Altın fiyatları Everest’in zirvesinden sadece bir adımcık geri attı, biz de aşağıda "Bak bak nasıl düşüyor!" diye kendimizi avutuyoruz. Eğer bu "sözde" geri çekilme, bu ufacık nazlanma bile olmasaydı, vay halimize! Düğünlerde takı merasimi değil, adeta bir "Kuyumcular Odası Bilirkişi İncelemesi" izleyecektik. Zaten şimdiden sahte altın furyası kapıda.
Düşünsenize, düğün salonunda orkestra "Deliloy" çalarken, kenarda bekleyen dedektif teyzeler ve kaynanalar... Ellerinde birer büyüteç, geline takılan her çeyreğin kenarındaki tırtığı sayıyorlar. Hele o kaynana bir de Adanalıysa yandınız; elindeki yelpazeyi silah gibi kullanıp "Bu Adana burması niye ince? Waller’ın faizi benim kızımın rızkından mı kesiliyor?" diye düğün salonunda FOMC (Federal Açık Piyasa Komitesi) toplantısı başlatır!
"Kız Hayriye, bak şu damadın amcasının taktığı altına... Işığı yansıtmıyor, sanki içinde bir 'bakır' mahzunluğu var. Waller açıklamayı yapmadan önce almış herhalde, rengi kaçmış!"

Bir Urfalı olarak halimi siz düşünün. Bizde düğün demek, gelini adeta bir "altın zırh" ile kaplamak demektir. Frenk bağı, koruklu kolye, incili kolye, akik kolye, oymalı piramit kolye, taşlı kolye, kordon... Sayarken benim nefesim kesiliyor, gelinin boynu nasıl kesilmesin?
Şuan durum benim o kadar ciddi ki, bir ara "Acaba gazeteciliği, o çok sevdiğim analizleri falan bıraksam da, elimde kazma kürekle Urfa Karacadağ'da altın mı arasam?" diye geçmedi değil içimden. Ya da bizim Borsa’daki altın hisseleri üzerinden bir manipülasyon mu yapsam diyeceğim ama SPK’nın radarı benim projeksiyondan daha kuvvetli, hemen enselerler!
Özetle dostlar, altın geri çekiliyor ama bizim cüzdanlar çoktan geri çekildi, hatta mevziyi terk etti. Waller şahin konuşur, piyasa baskılanır ama o Adanalı kaynananın "O takılar eksiksiz olacak!" ısrarı karşısında Fed Başkanı Powell bile diz çöker, tövbe ister.
Temmuz geliyor... Şimdiden altın uzmanı kesilen Nuri amcalara ve Adanalı kaynanalara bin selam olsun. Biz yine de neşemizi bozmayalım; altın düşer çıkar ama aşkın ayarı her zaman 24 kalsın.
Peki sizce, Temmuz’da düğün takısı olarak "altın görünümlü borsa hissesi" taksak gelin tarafını ikna edebilir miyiz? Denemeye değer mi?
DİPNOT: Tam yazıyı matbaaya (yani siteye) gönderiyordum ki Merkez Bankası’ndan son dakika bir açıklama geldi. Bizim hanehalkı "Waller muller anlamam, altın alırım" diyerek sarsılmaz liderliğini ilan etmiş. "Altın alırım" diyenlerin oranı %55,5’e yükselmiş! Gayrimenkul %30’a gerilemiş. Yani millet diyor ki: "Betona gömüleceğime altına gömülürüm, en azından parladığı için mezarda önümü görürüm!"