Türkiye’de artık piyasaların ana refleksi günlük siyasi krizler değil, sistemin devamlılığıdır.
Dün CHP’ye yönelik çıkan mutlak karar sonrası sosyal medyada ve muhalif çevrelerde “borsa çökecek”, “yabancı kaçacak”, “cuma günü satış dalgası olacak” söylemleri yayıldı. Hatta Manisa Milletvekili Özgür Özel de yaptığı açıklamalarda Borsa İstanbul üzerinde baskı oluşacağını ima etti. Ancak piyasa bambaşka bir cevap verdi. Borsa İstanbul günü yüzde 4.89 yükselişle kapattı.

Bu yükseliş yalnızca teknik bir hareket değil; aynı zamanda Türkiye’de ekonomik sistemin artık kısa vadeli siyasi gündemlerden ayrıştığının da göstergesidir. Eski Türkiye’de siyasi kriz başlığı açıldığı anda dolar sıçrar, faiz yükselir, borsa sert satış yerdi. Çünkü sistem kırılgandı, yönetim refleksi belirsizdi ve devlet otoritesi zayıf görünüyordu.

Bugün ise piyasa başka bir yere bakıyor. Piyasa artık “iktidar devamlılığı var mı?”, “ekonomik program sürecek mi?”, “devlet mekanizması çalışıyor mu?” sorularına odaklanıyor. Günlük siyasi polemiklerin veya muhalefet merkezli kriz senaryolarının fiyatlama gücü giderek azalıyor. Dün yaşanan olay sonrası gelen yükseliş bunun en net örneklerinden biri oldu.

Çünkü yatırımcı şunu görüyor:
Türkiye’de ekonomik sistemin ana taşıyıcısı artık günlük siyasi tartışmalar değil, doğrudan yürütme gücü ve devletin karar alma kapasitesidir. Bu nedenle piyasalar yalnızca sistemin çekirdeğini etkileyebilecek olağanüstü gelişmeleri risk olarak görüyor. Cumhurbaşkanının sağlık durumu veya devlet yönetiminde ani bir boşluk oluşturabilecek senaryolar dışında, günlük siyasi gerilimlerin piyasa üzerindeki etkisi giderek daha kısa süreli kalıyor. Dünün en dikkat çekici tarafı da buydu.

Muhalefet cephesinden gelen “borsa düşecek” beklentisine rağmen piyasa tam tersini fiyatladı. Çünkü piyasa psikolojisi artık sosyal medya gündemiyle değil; rezervlerle, faiz politikasıyla, savunma sanayi yatırımlarıyla, ihracat kapasitesiyle ve devletin uzun vadeli yönüyle hareket ediyor.
Bu durum aynı zamanda CHP’nin uzun süredir kurmaya çalıştığı “siyasi kriz = ekonomik kriz” denkliğinin de piyasada eskisi kadar karşılık bulmadığını gösteriyor. Borsa İstanbul dün yalnızca yükselmedi; aynı zamanda Türkiye’de yeni ekonomik ve siyasi dengeyi de fiyatladı.