Bodrum artık tatil destinasyonu değil; para gösterisinin, utanmazlığın ve ölçüsüzlüğün merkez üssüne dönüşmüş durumda. Ortada turizm falan yok. Bildiğiniz ekonomik küstahlık sergileniyor. Bir lahmacunu 1.600 TL’ye satıp buna “kaliteli hizmet” diyen zihniyet, insan aklıyla alay ediyor. Lahmacun bu… Altın tozu serpilmiş karışık kebap değil. Ama öyle bir düzen kurulmuş ki, bazı işletmeler kendilerini dünya elitlerinin özel kulübü, müşteriyi de sorgusuz para saçmak zorunda olan figüran sanıyor.
İşin en trajikomik tarafı ise şu: İstanbul’un en iyi lahmacuncuları arasında gösterilen Sofra63’te bir lahmacun yaklaşık 150 TL’ye satılırken, Bodrum’da aynı ürünün 1.600 TL’ye dayatılması artık maliyet hesabıyla açıklanamaz. Bu fark hizmet farkı değil; düpedüz fırsatçılık farkıdır. Aynı un, aynı kıyma, aynı taş fırın… Ama Bodrum’daki bazı işletmeler müşteriye yemek değil, aşağılanmayı paketleyip servis ediyor.
Hamburger 2.241 TL… Salata 2 bin lira… Denize girmek için kapıda 12 bin TL bırakıyorsunuz. Bir insanın bir beach club kapısından geçebilmesi için neredeyse asgari ücretin yarısını ödemesi gereken bir düzen kurulmuş. Bunun adına hâlâ “lüks turizm” diyen varsa, ya gerçekle bağını tamamen koparmıştır ya da bu kepazeliğin doğrudan ortağıdır.
En acı tarafı ne biliyor musunuz? Bu fiyatları açıklayanların yüzünde en ufak bir utanma emaresi bile yok. Çünkü mesele artık hizmet vermek değil; insanları silkelenebilecek yürüyen cüzdan olarak görmek. Bazı işletmeler Bodrum’u tatil beldesi olmaktan çıkarıp dev bir ego çöplüğüne çevirdi. Her masada şatafat, her menüde organize fırsatçılık var.
Euro bazlı menü hazırlamak ne demek? Türkiye’de hizmet veriyorsun ama bu ülkenin insanına yabancı muamelesi yapıyorsun. Bu artık fiyat politikası değil, açık açık “Buraya herkes gelemez” küstahlığıdır. Ve bunu yapanlar utanmadan “marka değeri” masalı anlatıyor. Ortada marka değil, şişirilmiş ego var.
Bir gecelik otelin 100 bin TL olduğu yerde artık turizm konuşulmaz; kontrolsüz açgözlülük konuşulur. Çünkü bu rakamlar ekonomik değil, ahlaki çöküştür. İnsanlar ay sonunu getiremezken, bazı işletmeler tek gecede otomobil taksiti kadar para istiyor. Sonra da bunu normalmiş gibi pazarlıyorlar. Bu normal değil. Bu düpedüz arsızlık.
Daha vahimi ise bu düzenin alkışlanması. Sosyal medya şovlarıyla, sahte ihtişam videolarıyla, birkaç ünlünün paylaşımlarıyla kitlelere “Bu hayat çok havalı” mesajı veriliyor. Oysa ortada havalı bir şey yok. Ortada sadece parayı görgüsüzce yakmanın, insanları da bunun seyircisi yapmanın çürümüş hali var.
Bodrum’da bugün yaşanan şey turizm başarısı değil; vicdanın, ölçünün ve gerçeklik duygusunun tamamen kaybolduğu bir para deliliğidir. Çünkü hiçbir aklı başında toplum, İstanbul’da 150 TL’ye yenilen bir lahmacunu Bodrum’da 1.600 TL’ye satıp bunu da prestij diye pazarlayacak kadar rotasını kaybetmemelidir.