Bazıları 13.030,83 rakamına bakıp sadece bir rekor görüyor; ben ise orada korkakların ve erken havlu atanların bıraktığı hayalleri görüyorum. Borsa İstanbul haftanın son işlem gününde o beş haneli psikolojik sınırı aşarken aslında sadece bir endeks zirve yapmadı; sabırsızlığın ve vizyonsuzluğun ağır faturası kesildi. Haftalık %2,56 oranındaki primle küresel piyasalara meydan okuyan o momentum, kenarda "düşer" diye bekleyenleri ve zarar ettiğini sanıp elindeki cevheri ucuza satanları çoktan tarihin tozlu raflarına kaldırdı. 12.992,71 puanlık kapanış bir rakamdan çok daha fazlasıdır; elindeki değerin kıymetini bilmeyenlere verilmiş sert bir cevaptır. Piyasa bugün sessiz kalanlara ve değerine sahip çıkanlara 181,6 milyar liralık devasa bir ders verdi. Çünkü gerçek zirveler sadece onu hak edenler içindir.

Piyasalarda en büyük kayıp para kaybetmek değil, elindeki cevherin içsel gücünü anlamayıp onu aceleyle elden çıkarmaktır. 9 binlerde veya 10 binlerde "artık bitti" diyerek ya da küçük dalgalanmalardan korkarak borsadan çekilenler, bugün 13 bin puanlık o muazzam tabloya bakarken derin bir pişmanlık yaşıyorlar. Zarar ettiğini sanıp vazgeçenler aslında sadece sabrın meyvesini başkasına ikram etmiş oldular. Hayat da tam olarak böyledir. Çoğu zaman en kıymetli hazinelerimiz yanı başımızdayken biz dışarıdaki gürültüye aldanırız. Elindeki değerin ruhunu göremeyenler onu alelade bir şey sanıp vazgeçerler. Oysa o değer, tıpkı köklü bir şirket veya kendi sessizliğinde büyüyen bir hakikat gibi vakur bir biçimde kendi vaktini bekler. Vazgeçenler için o artık "kaçan balıktır." Oysa o balık hep oradaydı; sadece onu tutacak sabra ve o derinliği görecek vizyona sahip olunması gerekiyordu.

Ekonomide "zamanın telafisi olmayan bir hazine" olduğu gerçeği en çok uzun vadeli yatırımlarda kendini gösterir. Bazen bir yatırımın gerçek karşılığını bulması için yıllarca keşfedilmeyi bekleyen bir cevher sükunetiyle sabretmek gerekir. Piyasanın manipülatif gürültüsüne rağmen o yatırımın potansiyeline duyulan saygı sonunda en yüksek getiriyi sağlar. Piyasa manipülatörleri değersiz kağıtları parlatmak için üzerine suni ışıklar yani mumlar tutarlar. Ama gerçek değer hiçbir suni aydınlatmaya ihtiyaç duymaz. O tıpkı 13 bin puanlık bir endeks gibi en karanlık dönemlerde bile kendi ışığıyla parlamaya devam eder. Çünkü sarsılmaz bir hakikat, dışarıdan gelen hiçbir emanet ışığa sığınmaz; o her türlü gölgeyi kendi içindeki sessiz ve derin gücüyle dağıtacak kadar vakurdur.

Yatırımda da hayatta da asıl mesele fiyat değil, değerdir. Elindekinin kıymetini bilmek için onun kaçıp gitmesini beklemek yapılabilecek en pahalı hatadır. Bazı eşikler bir kez aşıldığında artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.