Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), dünya ekonomisinin yapısal dinamiklerini incelediği "Büyüme ve Rekabetçiliğin Temelleri 2026" raporunu kamuoyuyla paylaştı. 48 ülkenin işgücü, sosyal güvenlik ve emeklilik sistemlerinin mercek altına alındığı raporda, Türkiye’ye yönelik çarpıcı tespitler yer aldı. Rapora göre Türkiye, mevcut emeklilik yaşı uygulamalarıyla OECD ortalamasının oldukça gerisinde kalarak listenin sonunda yer aldı.
OECD ülkelerinde ortalama emeklilik yaşının erkeklerde 64,7, kadınlarda ise 63,9 seviyesinde seyrettiği belirtilen raporda, Türkiye’deki efektif emeklilik yaşının 52 olduğu kaydedildi. Bu tablonun oluşmasında 2023 yılında yürürlüğe giren EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesinin belirleyici olduğu, emekli olanların ortalama yaşının 48’e kadar düştüğü ifade edildi.
Demografik avantaj azalıyor ve finansal baskı artıyor
Raporda, Türkiye’de çalışma çağındaki nüfusun artmaya devam etmesine rağmen demografik avantajın hızla azaldığı uyarısı yapıldı. OECD analistleri; Belçika, Almanya ve Türkiye gibi ülkelerde yasal emeklilik yaşının yaşam beklentisine endekslenmesinin şart olduğunu vurguladı. Mevcut sistemde emekliliğin finansmanının çok yüksek sosyal güvenlik primlerine dayandığı, bu durumun ise işgücüne katılımı ve yeni istihdam yaratılmasını engellediği belirtildi.
Türkiye'nin mevcut mevzuatına göre 2035 yılından itibaren emeklilik yaşının her yıl 1 yıl uzayarak 65’e çıkması öngörülse de OECD, bu sürecin daha erken ve yaşam süresiyle bağlantılı şekilde revize edilmesini öneriyor. Raporda ayrıca, daimi iş sözleşmelerinin esnekleştirilmesi ve vergi yükünün düşürülmesi yoluyla sistemin yeniden dengelenmesi gerektiği ifade edildi.
OECD rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:
Türkiye’deki emeklilik sistemi 2023 yılındaki EYT düzenlemesi sonrası aktüeryal dengede ciddi bir sapma yaşamıştır. 2026 itibarıyla çalışan/emekli oranındaki bozulma, MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ üzerindeki transfer yükünü artırmaktadır. OECD’nin "yaşam beklentisine endeksli emeklilik" önerisi, 2035 sonrası planlanan kademeli artışın makroekonomik zorunluluklar nedeniyle öne çekilmesi yönünde bir dışsal baskı oluşturabilir. Sosyal güvenlik prim yükündeki %37,5’lik seviye kayıt dışılığı beslerken, sistemin finansmanını kırılganlaştırmaktadır. 2027 projeksiyonlarımızda, kamu maliyesindeki sıkılaşma eğiliminin bir parçası olarak emeklilik sisteminde "yaş" yerine "prim günü ve yaşam süresi" odaklı yeni bir reform paketinin gündeme gelme olasılığı yüksek seyretmektedir.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Sosyal güvenlik sisteminde yapısal reform ihtiyacı ve demografik risklerŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




