Geçenlerde Amerika’da, o meşhur Senato binasında tüyleri diken diken eden bir uyarı yapıldı: "Tarihte ilk defa, çocuklarımız bizden daha az zeki olabilir." Biz yıllardır "Şimdiki çocuklar zehir gibi, tableti benden iyi kullanıyor" diye kendimizi kandırırken, bilim insanları acı gerçeği yüzümüze vuruyor: Evet, tableti kullanıyorlar ama okuduklarını anlamıyorlar. Kısacası, telefon akıllandıkça insan tembelleşiyor. Gençler bilgiye ışık hızında ulaşıyor ama o bilgiyi işleyemiyor. 15 saniyelik videolara alışmış bir zihin, derin bir kitabı okuyamıyor, karmaşık bir sorunu çözemiyor. Tıpkı fast-food yemek gibi; karın doyuruyor ama zihni beslemiyor.

Bu durum sadece "çocuğum ders çalışmıyor" meselesi değil, aslında ülke ekonomisi için bir kâbus senaryosu. Düşünün; bir köprü projesini yönetecek mühendis lazım ama eldeki gençler 15 dakikadan fazla bir şeye odaklanamıyor. "Sıkıldım" deyip işi yarım bırakıyorlar. Derin düşünemeyen, sorun çözemeyen bir nesille ne yeni teknoloji üretebilirsiniz ne de ekonomiyi büyütebilirsiniz. Şirketler şimdiden "Odaklanabilen eleman arıyoruz" diye ilan vermeye başladı bile.

Tam bu noktada, hayatıma renk ve derinlik katan çok kıymetli birinin bana hatırlattığı, o huysuz ama dahi filozof Schopenhauer geliyor akla. Yıllar önce şöyle harika bir tespitte bulunmuştu: "Sıradan insanlar zamanı nasıl öldüreceğini, akıllı insanlar ise onu nasıl kullanacağını düşünür." Schopenhauer, kafası çalışan insanın gürültüye gelemediğini söylerdi. Bugünün gürültüsü ise bitmeyen bildirim sesleri. Kafamızın içi o kadar çok "dııt" sesi ve boş videolarla doldu ki, kendi sesimizi duyamaz olduk. Filozofun dediği gibi: "İç dünyası boş olanlar, dışını süslemeye mecbur kalır."

Schopenhauer’ın bu tespiti, günümüz gençlerinin neden aynalara bu kadar takıntılı olduğunu da açıklıyor aslında. Zihinler tembelleştikçe, gençler kafayı dış görünüşe taktı. Okuduğunu anlamayan ama 20 yaşında "kırışmasın" diye botoks yaptıran bir nesil var. Filtreli fotoğraflara benzemek için servet harcıyorlar. İçerideki boşluğu, dışarıdaki dolguyla kapatmaya çalışıyorlar. Ama bu sürdürülebilir değil. Depresif, odaklanamayan ve tüm parasını estetiğe harcayan bir kitleyle ülke kalkınamaz.

Gençlere kızmak en kolayı ama ellerine o tabletleri verip "susun" diyen de bizdik. Şimdi elimizde; cildi pürüzsüz ama dikkati dağınık bir kuşak var. Unutmayalım; ekonomiyi kurtaracak olan şey gergin yüzler değil, çalışan ve üreten kafalardır. Hiçbir estetik müdahale, batan bir verimliliği yukarı kaldıramaz.