Efendim, malumunuz 2026 yılına gökten kar değil, "EDS cezası yağarak" girdik. Emniyet teşkilatımız sağ olsun, elinde makbuz koçanıyla makas atanların, egzoz patlatıp mahalleyi ayağa kaldıranların, sol şeritte selektör şovu yapanların ensesinde boza pişiriyor.
Ama bizim milletin şöyle tuhaf, iflah olmaz bir huyu vardır: O cezayı paşa paşa öder, sonra akşam kahveye gidip nargilesini fokurdatırken, "Abi dün devlete 15 bin ateşledim, bütçe açığını tek başıma yamadım, Maliye Bakanı görse alnımdan öper aslanlar gibi!" diyerek bir de bununla hava atar. Yani para cezası bizimkileri dize getirmek bir yana, "milli bir gurur ve hovardalık" vesilesine dönüşüyor. Cüzdan kan ağlıyor ama ego tavan!
Sayın İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’ye naçizane, devrim niteliğinde bir önerim var. Sayın Bakanım, gelin bu işi "cüzdandan" alıp, Türk erkeğinin en zayıf noktasına, yani "karizmaya" taşıyalım. Psikologların yeni üzerinde çalıştığı, bizim de adını "Ters Orantılı Asfalt Sendromu" koyduğumuz bilimsel gerçek şu: "Trafikte vitesi beşe takıp şov yapan, yatakta hep boşa alıyor!"
Mesele çok basit, tamamen psikolojik bir "ödünleme" vakası. Şehir içinde 180 ile gidip, yanındaki araca el kol yapan o modifiyeli arkadaşımız, aslında özel hayatındaki o "kuzu sessizliğini", asfaltın "aslan kükremesiyle" bastırmaya çalışıyor. Evde hanımın "Çöpü at, gelirken de iki ekmek al" komutuna "Emredersin gülüm" diye esas duruşta giden adamın, direksiyon başına geçince Mad Max’e bağlaması tamamen bu dramatik yetersizlik hissinden! Devir saati yükseldikçe, gerçek hayattaki "performans" düşüyor.
Yeni dönem kamu spotları hayal edelim...
Televizyonlarda, tam haber bültenlerinin ortasında, prime-time kuşağında şu reklamlar dönmeye başlıyor:
Gece yarısı, sol şeritte giden sakin bir aile babası. Arkadan adeta çakarları açmış, deli gibi selektör yapan simsiyah bir cip yaklaşıyor. Tampona kadar giriyor. Kamera yavaşça arkadaki cipin sürücüsünün suratına zoom yapıyor... Adam ter içinde, damarları çıkmış, sürekli far koluyla oynuyor. O sırada o meşhur, tok kadın sesi giriyor:
"Sürekli selektör yapıp öndekini taciz ediyorsun... Çünkü biliyoruz ki evde yaktığın o romantik ışıklara, attığın o 'selektörlere' kimse tepki vermiyor! O uzun farlar, kısa süren heyecanlarını saklayamaz. Bırak sol şeridi, git evinde dinlen. Enerjini yollarda tüketme..."
Altı neon ışıklı, yere basık bir araç mahalle arasında egzoz patlatıp sürekli makas atıyor. Etraf duman altı. Tok ses tekrar araya giriyor:
"Egzozun patlıyor... Lastiklerin ağlıyor... Motorun kükrüyor... Ama delikanlı; o gaz pedalına böyle abanmanın tek bir sebebi var: Evdeki 'erken fren' problemin! Trafikteki bu aslanlığın, yatak odasındaki kuzuluğunu gizlemeye yetmez. (Ekranda göz kırpma efekti)"
Peki bu psikolojik operasyondan sonra yollarda neler mi değişir?
-
Kimse trafikte bir daha makas atamaz. Çünkü atılan her makas, camdan kafayı çıkarıp "Ey ahali, benim özel hayatım bitik!" diye bağırmakla eş değer olacak. İnsanlar birbirine hava atmak için değil, "Aman adımız çıkmasın" diye 50 km/s hızla sağdan sağdan gidecek.
-
Sabah programlarının aranan ismi, Kadın Hastalıkları ve Cinsellik Uzmanı Prof. Dr. Pınar Alemdar hanım ekranlara çıkıp işin bilimsel gerçeğini yüzlere çarpacak: "Sayın seyirciler, sağlıklı ve aktif bir cinsel hayatta eşler arasında muazzam bir yararlı bakteri ve flora transferi olur. Bu dost bakteriler insana mutluluk hormonu salgılatır, pamuk gibi yapar. Şimdi şu otobanda terör estiren, kornaya abanan agresif tiplere dikkatli bakın; yüzleri asık, tenleri soluktur. Neden? Çünkü o yararlı bakterilerden zırnık alamamışlar! Yatak odası kurak geçince, mikrobiyomu çöken adam hırsını asfalttan çıkarıyor. O makas atanların aslında cezaya değil, acilen probiyotiğe ve o bakterileri alabileceği bir performansa ihtiyacı var!"
-
Çevirmede durdurulan hız tutkunu gence polis ehliyet ruhsat sormayacak. Elini gencin omzuna atıp, "Geçmiş olsun kardeşim... Pınar Hoca'yı izledim, senin bakteriler sıfırlanmış. Bak bizim emniyetin psikoloğu var, yönlendireyim. Ceza yazmıyorum, git şu eczaneden bir çinko, bir kefir al, toparlan" diyecek.
-
Emniyet şeridini ihlal edip tozu dumana katan kişiye kimse beddua etmeyecek. Arkasından gelen binlerce sürücü birbirine bakıp, "Yazık yazık, yine bakterisi bitmiş bir 'pasif' aceleyle ürolojiye yetişiyor galiba, yol verin bari adam zaten dertli" diyecek.
-
Eve gelen o sarı zarflar artık sadece bütçeyi değil, erkeğin mahalledeki karizmasını da yerle bir edecek! Postacı trafik cezasını getirirken kapıda karşılaşan yan komşu Müzeyyen Teyze ya da mahallenin muhtarı, zarfın üzerindeki "Aşırı Hız ve Agresif Sürüş" ibaresini şıp diye tanıyacak. Muhtar arkasından acıyarak bakıp, "Vah vah... Ahmet Bey de dışarıdan aslan gibi adam dururdu, meğer yengenin işi zormuş, adamın florası kurumuş tüh!" diyerek durumu anlayacak ve dedikoduyu tüm kahveye yayacak. Cezayı teslim alan kadın ise akşam kocası eve gelince zarfı adamın alnına yapıştırıp dellenecek: "Boyu devrilesice! Otobanda 160'la makas atıp elaleme rezil ettin bizi! Bütün mahalle senin o 'yetersizliğini' ve benim mağduriyetimi konuşuyor. Senin bu bakteri yoksunluğunu yedi düvel bilmek zorunda mıydı? Geç bu akşam kanepede yat!"
Sayın Bakanım Mustafa Çiftçi, gelin bu milletin en hassas olduğu o sinir ucuna dokunalım. Bizim insanımıza emniyet kemeri taktıramazsınız, cezayla korkutamazsınız, hapisle uslandıramazsınız ama "Trafikte aktif olan yatakta pasiftir" etiketi bir yapıştı mı, o leke ömür boyu çıkmaz!
Eğer bu projeyi hayata geçirirseniz, 2026 bitmeden Türkiye’deki trafik kazası oranları, o sol şeridi kapatan arabaların "libidosu" gibi sıfıra iner. Asfalt ağlamaz, evlilikler kurtulur! Benden söylemesi!