Önümde bir liste duruyor. İstanbul Emniyeti'nin OnlyFans operasyonunun bilançosu: 17 tutuklama, el konulan lüks araçlar, milyonluk taşınmazlar...
Polis kayıtlarına "kara para aklama" ve "müstehcenlik" olarak geçen bu olay, benim penceremden bakınca bir neslin "emek vermeden var olma" sanrısının iflasıdır.
Ben gazeteciliğin yanında aynı zamanda bir yapımcıyım. İşimin doğası gereği insan hikayeleriyle, yetenekle uğraşırım. Ancak son yıllarda sektörün kapısını aşındıran şey "yetenek" ya da "eğitim" değil; korkunç bir "kolaycılık".
DM kutum, şöhret dilenen gençlerin mezarlığına dönmüş durumda. Bakın, daha geçen gün gelen bir mesajı aynen paylaşıyorum, noktasına virgülüne dokunmadan:
"Merhaba oyuncu olmak istiyorum da yardımcı olabilir misiniz acaba :))"
Bu kadar. Ne bir CV, ne bir eğitim geçmişi, ne bir yetenek videosu... Sadece "İstiyorum" diyen bir talepkârlık ve o talebin sonuna eklenmiş, ciddiyetsiz bir gülücük.
Bu mesajı okuduğumda öfkelenmiyorum, üzülüyorum. O gülücüğün arkasındaki vizyonsuzluğa, hayatı bu kadar basit sanan o sığlığa üzülüyorum.
İşte bu yüzden o mesajlara cevap bile vermiyorum. Takip etmiyorum. Çünkü o profillere girdiğimde gördüğüm şey bir "ışık" ya da "estetik" değil; derin bir vasatlığın, bedenle kamufle edilme çabası.
Yetenek; sabır ister, emek ister. Oysa bu yeni "dijital proletarya", pişmeden sofraya gelmek istiyor. Sektörün kapısından "yetenekle" giremeyeceğini anlayan bu zihniyet; kapıdan çevrilince ne yapıyor?
İşte o noktada "başka kapılar" açılıyor. "Madem oyuncu olamadım, o zaman fenomen olurum" deniliyor. Emek verip metin ezberlemek zor geldiği için, soyunup poz vermek "kestirme yol" olarak görülüyor. Ve 17 kişinin tutuklanmasıyla son bulan süreç, o mesajdaki "kolaycılığın" duvara tosladığı andır.
Bu çocuklara kızıyor muyum? Evet. Ama asıl öfkem, o çocukların "sessiz ortağı" olan ebeveynlere.
Bir evlat düşünün; henüz 20'lerinde. Eve elinde milyonluk araç anahtarlarıyla geliyor. Hangi baba, hangi anne sormaz: "Evladım, sen ne ürettin? Hangi alın teri sana bu serveti getirdi?"
Sormuyorlar. Çünkü o lüks, ebeveynin de hoşuna gidiyor. Çocuğunun odasında kilitli kapılar ardında "içerik" üretirken aslında bir suç örgütünün, bir kara para çarkının dişlisi olduğunu görmek istemiyorlar.
Son Söz
Tutuklanan 17 genç ve onların el konulan 14 lüks aracı... O arabalar, birer başarı ödülü değil, suç örgütlerinin "yem"iydi.
Benim DM kutuma yine o mesajlar gelecek: "Oyuncu olmak istiyorum :))" Ben yine o mesajları cevapsız bırakacağım. Çünkü hayat, o emojideki kadar "gülümseten" bir yer değil. Emek yoksa, yemek de yok. Bedel var.
Buradan ailelere sesleniyorum: Çocuğunuzun eve getirdiği paranın kaynağı "belirsizse", geleceği "karanlıktır". O sahte pırıltı sönmeden, evladınıza "Dur" deyin. Yoksa o utanç, sadece onların değil, sizin de mirasınız olacak.