30 Ağustos; bir takvim yaprağından çok daha fazlasıdır. Bir milletin göğsündeki son nefesle yazdığı sonsuzluk destanıdır.

O sabah Kocatepe’de vakit şafağa dönerken sessizliği yaran yalnızca top sesleri değildi.

Anadolu topraklarında patlayan; asırlardır ezilmek, boyunduruk altına alınmak istenen bir halkın onuru, esarete boyun eğmeyen çelikten iradesiydi.

“Geldikleri gibi giderler” sözü bir kehanet değildi.

Ayağında çarığı, cebinde son somun ekmeği dahi olmayan ama yüreğinde dağlar kadar büyük bir vatan sevgisi taşıyan adsız kahramanların yeminiydi.

Dumlupınar’da süngülerin ucu güneşe çalarken toprağa düşen her Mehmetçik, bu ülkenin harcına kanını kattı.

Sırtındaki mermi ıslanmasın diye bebeğinin battaniyesini cephaneye seren Şerife Bacıların, “Önce vatan” diyerek bir an bile arkasına bakmadan ölüme yürüyen gencecik insanların fedakârlığı saklıdır bu zaferde.

Onlar yalnızca bir savaşı kazanmadılar.

Bir milletin üzerine serilmek istenen ölü toprağını kaldırdılar. Tarihten silinmek istenen bir halkı küllerinden yeniden ayağa kaldırdılar.

Kocatepe’den yükselen alev, içimizde yanan sönmez meşaledir

Bugün, 104 yıl sonra gözlerimizi al bayrağımıza her kaldırdığımızda tüylerimizin diken diken olması tesadüf değildir.

Bastığımız her karış toprakta hâlâ o kahramanların ayak sesleri vardır.

Aldığımız her özgür nefeste onların son nefeslerinden bir iz vardır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kocatepe’de ufka çevrilen bakışlarındaki o sarsılmaz kararlılık, Dumlupınar’ın siperlerinde yükselen o son haykırış bugün hâlâ damarlarımızda dolaşıyor.

Zaman geçebilir.

Nesiller değişebilir.

Ama bu vatanın bedelinin canla, kanla, inançla ve tarifsiz fedakârlıklarla ödendiği gerçeği değişmez.

30 Ağustos, yalnızca geçmişte kazanılmış büyük bir zafer değildir.

Bağımsızlığın ne kadar ağır bedellerle kazanıldığını her nesle yeniden hatırlatan bir emanettir.

Bu nedenle bize düşen yalnızca kutlamak değil; anlamak, hatırlamak ve o emanete sahip çıkmaktır.

Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Bu topraklara bağımsızlığın ve hürriyetin mührünü vuran başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, canını vatana adayan bütün şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatırası önünde saygıyla, minnetle ve gözyaşlarıyla eğiliyoruz.

Biz buradayız.

Emanetiniz, kıyamete kadar güvendedir.