Eskiden düğün dediğin, damadın boynuna asılan o kırmızı kurdelenin ağırlıktan kopma noktasına gelmesi, gelinin koluna takılan bileziklerin şıngırtısından müziğin duyulmamasıydı. Şimdi ise durum biraz daha "yazılımcı" tadında. Enflasyon sağ olsun, cebimizdeki paranın hacmi arttı ama hükmü azaldı. Eskiden cüzdana sığan düğün harçlığı, şimdi ancak pazar pazar gezdiren sırt çantalarına sığıyor. Hal böyle olunca, bizim o şanlı takı törenleri de teknolojik bir "dosya aktarım" seansına dönüştü. Düşünsenize, düğün salonunun girişinde artık şeker tutulmuyor, elinde karekodla bekleyen bir sağdıç "Hoş geldiniz, lütfen nakit getirmeyiniz, mobil şubeden devam edelim" diyerek sizi karşılıyor.

Aslında bu durumun trajikomik bir konforu da yok değil. Eskiden takı kuyruğunda beklerken önündeki teyzenin çeyrek altını iğneleyemeyip damadı delik deşik etmesini izlerdik. Şimdi herkes masasında mezesini yerken, telefonunu çıkarıp "Hayırlı olsun kanka" açıklamasıyla EFT’sini patlatıyor. Damat da sahnede çiftetelli oynarken cebine gelen bildirimle "Oh, kira parası çıktı" diye daha bir şevkle göbek atıyor. Eskiden "Takı merasimi başlamıştır" anonsuyla oluşan o mahşeri kalabalık, yerini sessiz bir "Veri transferi" fırtınasına bıraktı. Damat ve gelin, düğün sonu balayına değil de sanki bir bankanın muhasebe departmanına gider gibi bilgisayar başına geçip gelen ödemeleri Excel’e döküyorlar.

Tabii bu dijitalleşmenin bir de "yakalanma" boyutu var. Eskiden zarfın içine boş kağıt koyup "Görmediler ya" diye sıvışan o uyanık akraba için yolun sonu göründü. Artık her şey kayıt altında! "Düğünde vardım ama sistem mi çöktü acaba?" bahanesi de sökmez; dekont her şeyin ispatı. Kuyumcuların çöp poşetleriyle para taşıdığı, kiracıların sırt çantasıyla mülk sahibi kovaladığı bir dönemde, düğün davetiyesine IBAN eklemek aslında bir nevi "lojistik yardımlaşma" haline geldi. Bir zamanlar "Ayıp olur" denilen her şey, bugün bir hayatta kalma pratiği. Salonun bir köşesinde sandık yerine QR kodlu bir pano görünce şaşırmıyoruz artık; valla bunu da gördük!