İsrail ordusu, Cuma sabahı erken saatlerde Tahran'daki "İran terör rejimi altyapısına" yönelik kapsamlı bir operasyon başlattı. Bu hamle, Başkan Trump'ın Perşembe günü Oval Ofis'te Netanyahu'ya yönelik saldırıları tırmandırmama uyarısının hemen ardından geldi. IDF sözcüsü, saldırıların kapsamı hakkında ayrıntı vermezken, operasyonun bölgedeki askeri dengeleri değiştireceğini vurguladı.
Enerji koridorları hedefte
28 Şubat’ta başlayan ve nükleer müzakerelerin çökmesiyle derinleşen çatışma, Perşembe günü Katar’ın Ras Laffan Sanayi Şehri’ndeki sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesislerinin vurulmasıyla yeni bir boyuta ulaştı. Katar’ın yıllık 20 milyar dolarlık LNG ihracat kapasitesinin altıda birini devre dışı bırakan bu saldırı, tesislerin onarılmasının 3 ile 5 yıl sürebileceği gerçeğiyle küresel enerji güvenliğini tehlikeye attı.
Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki limanların da saldırıların hedefi olmasıyla birlikte, Bahreyn, Kuveyt ve BAE gibi bölge ülkeleri hava savunma sistemlerini devreye aldı. Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığa karşı ihracat hatlarını Kızıldeniz’e yönlendirmeye çalışsa da, bölgedeki ana limanların hedef alınması sevkiyat zincirini kırmış durumda.
G7 ve Japonya'dan piyasa müdahalesi
Saldırıların ardından petrol fiyatları sert bir dalgalanma yaşarken, Cuma günü G7 ülkeleri ve Japonya'dan ortak bir hamle geldi. İngiltere, Almanya, Fransa ve Japonya'nın yer aldığı grup, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi sağlamak için askeri ve diplomatik çabalara katkı vereceklerini açıkladı. ABD’nin petrol üretimini artırma yönündeki planlarını duyurmasıyla, Brent petrol fiyatları 100 dolar sınırından 92,40 dolar seviyesine geri çekildi.
Trump yönetimi, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde yükselen yakıt fiyatlarının siyasi risk yaratmasından endişe ederken; İsrail Başbakanı Netanyahu, saldırıların İran’ın nükleer ve balistik füze kapasitesini yok etme stratejisinin bir parçası olduğunu ifade etti.




