Küresel ekonomide belirsizliğin arttığı dönemde birçok ülke tasarruflarını ve rezervlerini güçlendirme yoluna giderken, Türkiye ters yönde ilerliyor. Uzmanlara göre yüksek tüketim ve artan harcamalar, ülkeyi diğer ekonomilerden belirgin biçimde ayırıyor.

Uluslararası veriler, hem gelişmiş hem gelişmekte olan ekonomilerin son yıllarda rezerv birikimine hız verdiğini gösteriyor. Küresel risklere karşı dayanıklılık arayan ülkeler bütçe disiplinini sıkılaştırarak tasarruf oranlarını yukarı çekiyor. Türkiye'de ise tablo farklı: Hem kamu hem hanehalkı tarafında harcama eğilimi güçlü seyrediyor.

Dış finansman ihtiyacı büyüyor

Ekonomistler, tasarruf oranlarının görece düşük kalmasının ülkenin dış finansman ihtiyacını artırdığına dikkat çekiyor. Bu da ekonomiyi küresel dalgalanmalara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Cari açık ve yüksek döviz ihtiyacı, dış kaynak bağımlılığını besleyen başlıca etkenler arasında gösteriliyor.

Enflasyonun seyri tabloyu daha da zorlaştırıyor. Fiyat artışlarının hız kesmemesi, vatandaşları gelirlerini korumak adına tüketime yönlendiriyor; birikim yapma kapasitesi ise daralıyor. Uzun vadede bu eğilim, ekonomik istikrar açısından risk olarak değerlendiriliyor.

Sürdürülebilir büyüme için tasarruf vurgusu

USTR'den 54 ülkeye ek vergi, Türkiye de listede
USTR'den 54 ülkeye ek vergi, Türkiye de listede
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, sürdürülebilir büyümenin tasarrufların artırılmasından geçtiğini söylüyor. Mali disiplinin güçlendirilmesi, üretim odaklı politikaların teşvik edilmesi ve finansal istikrarın sağlanması, Türkiye'nin küresel ekonomiyle daha dengeli bir çizgiye oturması için öne çıkan başlıklar arasında. Dünya ihtiyatlı biçimde birikim yaparken Türkiye'nin tüketim odaklı görünümü, kırılganlık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.