1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu’nun 42. maddesi gereği, belirlenen hedeflere ulaşılamaması durumunda hükümete yazılı bildirimde bulunma yükümlülüğü kapsamında hazırlanan mektup kamuoyuna açıklandı. Mektupta, 2024 Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinin 2025 yılında da devam ettiği ancak arz yönlü şokların ve fiyatlama davranışlarındaki katı duruşun hedefe ulaşılmasını engellediği vurgulandı. TCMB, fiyat istikrarı kalıcı olarak tesis edilene kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürüleceği mesajını yineledi.
Gıda fiyatları ve hizmet enflasyonu baskısı
Mektupta yer alan verilere göre, 2025 yılında yaşanan kuraklık ve don hadiseleri, bitkisel üretimdeki düşüşler aracılığıyla gıda fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı yarattı. Özellikle üçüncü çeyrekte gıda kanalıyla gelen bu oynaklık, enflasyon beklentilerini olumsuz etkileyerek dezenflasyon sürecini yavaşlattı. Hizmet grubunda ise kira ve eğitim gibi kalemlerde geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin güçlü kalması, çekirdek enflasyon göstergelerindeki gerilemeyi sınırlayan temel faktör olarak öne çıktı.
Mali disiplin ve para politikası eşgüdümü
Enflasyonun hedeflerin üzerinde seyretmesine rağmen, mali disiplinin korunması sürecin en güçlü destekçisi oldu. 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranının %2,9 seviyesinde gerçekleşmesi, para politikası ile sağlanan güçlü eşgüdümü teyit etti. TCMB, 2025 yılını %38 politika faizi ile kapatırken, 2026 yılının başında yapılan sınırlı indirimle faiz oranını %37 seviyesine çekti. Banka, enflasyon görünümünde herhangi bir bozulma olması halinde para politikası duruşunun yeniden sıkılaştırılacağını açıkça belirtti.
TCMB rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:
TCMB’nin hükümete sunduğu bu bildirim, para politikasının rasyonel zemindeki şeffaflığını koruduğunu gösteriyor. Analiz Masası projeksiyonlarımıza göre, %5’lik hedeften sapmanın ana kaynağı olarak gösterilen "fiyatlama katılığı", özellikle hizmet sektöründeki yapısal dirençleri işaret ediyor. Sistemik risk noktaları açısından, gıda arzındaki iklimsel hassasiyetler ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki ayarlamalar, 2026 yılı ilk yarısında enflasyonun baz etkisinden bağımsız kalmasına neden olabilir. Likidite projeksiyonlarımız, politika faizinin %37 seviyesinde tutulmasının dezenflasyonu desteklediğini ancak reel sektörün finansman maliyetleri üzerindeki baskısının yapısal bir direnç oluşturduğunu hesaplıyor. Bankanın "açık mektup" retoriği, piyasaya 2026 yılında erken bir gevşeme döngüsüne girilmeyeceğinin kurumsal taahhüdü olarak okunmalıdır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Merkez Bankası açık mektup analizi ve makroekonomik sistemik risk noktalarıŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




