TCMB, ABD/İsrail-İran savaşının patlak vermesiyle bankalararası piyasada faizleri %40’a çekerek hızlı bir tepki vermişti. Ancak 12 Mart tarihli toplantıda politika faizinin %37’de sabit bırakılması, iletişim kanallarında teknik bir boşluk yaratmıştı. Gelinen noktada Hürmüz Boğazı’ndaki krizin uzaması ve enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki baskısı, merkez bankasının "beklenti yönetimi" adına faiz artışını resmileştirmesini zorunlu kılıyor.
Enflasyon beklentilerindeki bozulma faiz hamlesini güçlendiriyor
Piyasa katılımcıları anketinde 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi %25,4’e yükselirken, Endeks24 Araştırma Birimi güncel projeksiyonlarını %28,5 seviyesine revize etti. Nisan ayında aylık tüketici enflasyonunun %3,5 civarında gerçekleşmesi ve yıllık enflasyonun %32 bandına yaklaşması öngörülüyor. Bu tablo, maliyet şoklarının fiyatlara yansıma hızını artırırken, TCMB’nin kredibilitesini korumak adına politika faizini mevcut fonlama maliyetiyle eşitlemesini gerektiriyor.
Sinyal etkisi ve teknik opsiyonlar
Faiz artışının piyasadaki mevcut kredi ve tahvil faizlerini doğrudan yükseltmesi beklenmiyor; zira piyasa faizleri halihazırda %40 seviyesinden fiyatlanıyor. Ancak politika faizinin bu seviyeye çekilmesi, faiz koridorunun üst bandını %43’e taşıyarak olası sermaye çıkışlarına karşı daha hızlı bir savunma kalkanı oluşturacak. Bu teknik hamle, eylül ayında enflasyonun %30’un altına inmesi beklenen sürece kadar TCMB’ye daha kontrollü ve kademeli bir indirim alanı tanıyacak.
TCMB ve piyasa anket rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:
Mevcut likidite modelleri, politika faizi ile fiili piyasa faizi arasındaki 300 baz puanlık makasın "beklenti yönetimi" açısından sistemik risk noktaları oluşturduğunu göstermektedir. Para politikasının sıkı duruşunu sadece miktar kısıtlamalarıyla değil, fiyatlama mekanizmasıyla da teyit etmesi, kurumsal kredibiliteyi yapısal dirençlere karşı güçlendirecektir.
Nisan ayı PPK toplantısında beklenen bu artış, pratikte bankalararası faizi değiştirmese de, enflasyon swapları ve uzun vadeli tahvil faizlerinde "kararlılık" mesajı olarak algılanacaktır. Bu durum, jeopolitik krizin enerji fiyatları üzerinden yarattığı geçici maliyet şoklarının kalıcı bir enflasyon sarmalına dönüşmesini engellemek adına kritik bir çıpadır. Politika faizinin %40'a sabitlenmesi, haziran ve temmuz aylarında yapılması muhtemel 150’şer baz puanlık kademeli indirimler için de TCMB'nin elini teknik olarak rahatlatacaktır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Para politikasında likidite normalleşmesi ve beklenti yönetimi odaklı faiz projeksiyonuŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





