Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğini jeopolitik gerilimlerin ve küresel stagflasyon endişelerinin gölgesinde tamamladı. Mart ayı verilerine göre, mal ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azalarak 21 milyar 900 milyon dolar seviyesine geriledi. Aynı dönemde ithalat ise enerji ve nakliye maliyetlerindeki artışın etkisiyle yüzde 8,4 yükselerek 33,2 milyar dolara ulaştı. Bu tablo, Mart ayında 11,3 milyar dolarlık bir dış ticaret açığına yol açtı.

Reel sektörde belirsizlik ve sermaye kaybı derinleşiyor
Reel sektörde belirsizlik ve sermaye kaybı derinleşiyor
İçeriği Görüntüle

İhracat pazarlarında jeopolitik ve maliyet baskısı

Ocak-Mart dönemini kapsayan ilk çeyrekte dış ticaret açığı, geçen yıla oranla ciddi bir ivme kazanarak 28 milyar 679 milyon dolar olarak kaydedildi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 68,8 seviyesine kadar geriledi. İhracattaki düşüşün temel nedenleri arasında Ortadoğu’da 40. gününü geride bırakan geniş kapsamlı savaşın lojistik hatları bozması ve Avrupa pazarındaki talep daralması öne çıkıyor. Mart ayı ihracatının yüzde 61'i Avrupa topraklarına gerçekleştirilirken, bölgedeki artan enerji maliyetleri hanehalkı tüketimini baskılamaya başladı.

Sistemik riskler ve ticaret rotalarındaki değişim

Ortadoğu’daki çatışmaların İsrail-İran hattından Lübnan ve Suriye’ye yayılması, bölgesel bir krizden öte küresel bir sistem riskine dönüştü. Hürmüz Boğazı ve kritik ticaret rotalarındaki güvenlik endişeleri, navlun ve sigorta maliyetlerini yeni bir denge seviyesine taşıdı. Navlun fiyatlarındaki bu kalıcı artış, Türkiye’nin ithalat faturasını kabartırken, ihraç ürünlerinin rekabetçiliğine zarar veriyor. Küresel tedarik zincirlerinin rota değiştirdiği bu süreçte, finansmana erişimin zorlaşması ve artan risk primi, üretim maliyetleri üzerinde ek bir yük oluşturuyor.

Dış ticaret veri setlerini küresel jeopolitik risk çarpanlarıyla rasyonalize eden modellerimiz, cari denge üzerindeki yapısal baskıları şu şekilde öne çıkarıyor:

ANALİZ:

2026 yılı ilk çeyrek verileri, dış ticaret açığının sadece savaş kaynaklı değil, aynı zamanda yapısal bir dirençle karşı karşıya olduğunu kanıtlıyor. Enerji fiyatlarına eklenen "savaş risk primi" nedeniyle ithalat faturası kontrol dışı bir eğilim sergilerken, ihracatçının kur ve maliyet kıskacında rekabetçiliğini yitirdiği görülmektedir. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerde Yuan kullanımının tartışılması gibi makroekonomik değişimler, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için likidite modellerini yeniden kurgulamayı zorunlu kılıyor. 2027 projeksiyonlarımızda, bölgesel ateşkesin kalıcı hale gelmemesi durumunda dış ticaret açığının yıllık bazda 110 milyar dolar sınırını test edebileceğini öngörüyoruz. İhracat pazarlarında pazar çeşitlendirmesi ve yüksek katma değerli ürün geçişi, bu sistemik riskten çıkışın tek rasyonel yolu olarak masada durmaktadır.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI

Jeopolitik şokların dış ticaret dengesi ve reel sektör üzerindeki yapısal yansımaları

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.