ASELSAN ve Türk Telekom’un birlikte geliştireceğini açıkladığı yerli akıllı telefon projesi teknoloji sektöründe geniş yankı uyandırırken, dikkatler üretim tarafına çevrildi. Projede yüksek dozda “yerlilik” vurgusu yapılmasına rağmen cihazların hangi şirket tarafından üretileceği henüz netleşmedi.
Kulislerde öne çıkan ilk adres ise Mıstaçoğlu Holding bünyesindeki AGM Teknoloji oldu. İstanbul Tuzla’daki üretim tesisinde faaliyet gösteren şirketin OMIX ve Oppo markaları için üretim yaptığı, saniyeler içinde cihaz montajı gerçekleştirebilen yüksek kapasiteli bir altyapıya sahip olduğu belirtiliyor.
Asıl kritik eşik ise projenin yalnızca bir cep telefonu girişimi olmaktan çıkıp stratejik haberleşme ekosistemine dönüşme ihtimalinde oluşuyor. Sektör kaynakları, ASELSAN’ın güvenlik teknolojileri ile Türk Telekom’un altyapı gücünün birleşmesinin Türkiye’nin dijital egemenlik hedefinde yeni bir faz başlatabileceğini değerlendiriyor.
Önceki gün Hürriyet’te yayımlanan değerlendirmelerde, küresel ölçekte teknoloji savaşlarının artık veri güvenliği ve haberleşme altyapılarına odaklandığına dikkat çekildi. Bu nedenle akıllı telefon projelerinin yalnızca tüketici elektroniği değil, milli güvenlik ve veri bağımsızlığı perspektifiyle ele alındığı belirtiliyor.
Üretim tarafındaki sessizlik dikkat çekiyor
Projede yazılım, altyapı ve teknoloji geliştirme tarafında ASELSAN ile Türk Telekom’un aktif rol üstleneceği biliniyor. Ancak iki şirketin doğrudan akıllı telefon üretim fabrikasına sahip olmaması, üretimin üçüncü bir sanayi şirketi üzerinden yapılacağı beklentisini güçlendiriyor.
Türkiye’de İş Dünyası internet sitesinde yer alan iddiaya göre, üretim tarafında AGM Teknoloji devreye girebilir. Şirketin 2024’ten bu yana 1 milyondan fazla cihaz ürettiği ve her 14 saniyede bir telefon üretme kapasitesine ulaştığı öne sürülüyor.
Bu noktada piyasanın odaklandığı temel soru, projenin ne kadar “yerli üretim” oranına ulaşacağı oldu. Türkiye’de montaj ağırlıklı üretim ile yüksek yerlilik oranına sahip teknoloji üretimi arasında ciddi fark bulunduğu belirtiliyor. Özellikle işlemci, ekran ve çip tarafında dışa bağımlılık halen sektörün en büyük kırılganlığı olarak görülüyor.
Savunma sanayi etkisi projeyi ayrıştırıyor
ASELSAN’ın projede yer alması, girişimi klasik yerli telefon projelerinden ayıran temel unsur olarak değerlendiriliyor. Şirketin savunma elektroniği, şifreleme sistemleri ve güvenli haberleşme altyapısındaki tecrübesi, cihazın kamu kurumları ve stratejik sektörlerde kullanılabileceği beklentisini artırıyor.
Türk Telekom’un altyapı tarafındaki gücü ise cihaz-yazılım-şebeke entegrasyonu açısından önemli görülüyor. Uzmanlar, bu modelin ilerleyen dönemde güvenli veri iletişimi, kurumsal haberleşme ve kamu odaklı mobil çözümler için yeni bir alan açabileceğini değerlendiriyor.
Sektörde dikkat çeken diğer unsur ise küresel tedarik zinciri baskısı oldu. ABD-Çin merkezli teknoloji savaşlarının ardından birçok ülke kritik haberleşme altyapılarında yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelirken, Türkiye’nin de benzer bir stratejik pozisyon almaya çalıştığı ifade ediliyor.
Yerli üretimde yeni dönem mi başlıyor?
Türkiye’de daha önce birçok yerli telefon markası piyasaya çıktı ancak büyük bölümünde ithal komponent bağımlılığı nedeniyle sürdürülebilir ölçek yakalanamadı. Bu nedenle ASELSAN-Türk Telekom ortaklığının başarısı, yalnızca satış rakamlarından çok teknoloji transferi ve ekosistem oluşturma kapasitesiyle ölçülecek.
Özellikle savunma sanayi destekli güvenli mobil cihaz segmentinin önümüzdeki yıllarda büyüyebileceği öngörülüyor. Kamu kurumları, kritik altyapılar ve stratejik sektörlerde veri güvenliği ihtiyacının artması, bu alandaki yatırımları hızlandırabilir.




