Donald Trump’ın İran’a yönelik “bir medeniyetin yok olabileceği” çıkışı sonrası Avrupa başkentlerinde başlayan panik, ABD diplomasisindeki yapısal kırılmayı yeniden gündeme taşıdı. Reuters’in 50’den fazla diplomat ve üst düzey yetkiliyle yaptığı görüşmelere dayanan analizine göre, birçok müttefik ülke artık Washington’daki klasik diplomatik kanalların işlevsiz hale geldiğini düşünüyor.
Haberde yer alan bilgilere göre Avrupa hükümetleri, Trump’ın İran açıklamalarının nükleer risk taşıyıp taşımadığını öğrenmek için ABD Dışişleri Bakanlığı’na ulaştı. Ancak yetkililerin, “Trump’ın ne kastettiğini bilmediklerini” söylediği aktarıldı. Bu durum, ABD dış politikasında karar alma zincirinin giderek dar bir çevreye sıkıştığı değerlendirmelerini güçlendirdi.
Asıl kritik eşik ise büyükelçiliklerde oluşan boşlukta ortaya çıktı.
Reuters’in aktardığı verilere göre ABD’nin dünya genelindeki 195 diplomatik misyonunun 109’unda büyükelçi bulunmuyor. Trump yönetiminin ikinci döneminde yaklaşık 3.000 Dışişleri çalışanı kurumdan ayrıldı. Bunların önemli bölümü işten çıkarılırken kalan kısmı gönüllü ayrılık paketlerini kabul etti.
Diplomatik kadrolardaki bu daralma özellikle kriz bölgelerinde etkisini gösterdi. İran sınırındaki yedi ülkenin beşinde ve Körfez ülkelerinin çoğunda ABD büyükelçisi bulunmadığı belirtildi. Eski diplomatlar, İran savaşı sırasında Amerikalıların tahliyesinde yaşanan koordinasyon sorunlarının bu boşlukla bağlantılı olduğunu savundu.
Resmi diplomasi yerine “arka kanal” dönemi
Reuters dosyasına göre müttefik ülkeler artık büyükelçilikler yerine Trump’ın yakın çevresiyle temas kuruyor. Jared Kushner ve Steve Witkoff’un resmi diplomatik deneyimleri olmamasına rağmen birçok kritik görüşmede ana aktör haline geldiği belirtildi.
Haberde Güney Kore’nin tarifeler konusunda Beyaz Saray Genelkurmay Başkanı Susie Wiles üzerinden temas yürüttüğü, Japonya’nın ise SoftBank kurucusu Masayoshi Son’u arka kanal olarak kullandığı aktarıldı. Avrupa ülkelerinin de benzer şekilde resmi kurumlar yerine Trump’a doğrudan ulaşabilecek isimlere yöneldiği ifade edildi.
Piyasanın odaklandığı temel risk ise ABD dış politikasındaki öngörülebilirlik kaybı oldu.
Oxford Üniversitesi profesörü Margaret MacMillan, Reuters’e yaptığı değerlendirmede Washington’un diplomatik kapasitesindeki zayıflamanın küresel istikrarsızlık riskini artırdığını söyledi. MacMillan, “Diplomasi artık krizleri önleyen bir mekanizma olmaktan uzaklaşıyor” değerlendirmesini yaptı.
Kariyer diplomatların ağırlığı sert düştü
Haberde dikkat çeken başlıklardan biri de kariyer diplomatların sistem dışına itilmesi oldu. Amerikan Dış Hizmetler Birliği verilerine göre geçmiş yönetimlerde büyükelçilerin %57 ila %74’ü kariyer diplomatlardan oluşurken Trump’ın ikinci döneminde bu oran %9’a kadar geriledi.
Reuters, birçok deneyimli büyükelçinin görev süreleri dolmadan geri çağrıldığını aktardı. Bazı diplomatların bu süreci kendi aralarında “Cumartesi Gecesi Katliamı” olarak tanımladığı belirtildi.
Veriler asıl baskının diplomatik koordinasyonda büyüdüğünü gösteriyor.
Ulusal Güvenlik Konseyi’nde yapılan sert küçülme sonrası kurumlar arası toplantıların azaldığı, birçok diplomatın politika yönünü Trump’ın Truth Social paylaşımlarından takip ettiği ifade edildi. Özellikle Ukrayna savaşı sırasında sahadaki diplomatların Washington’dan net yönlendirme alamadığı aktarıldı.
Reuters’e konuşan eski Kiev Büyükelçisi Bridget Brink, Ukrayna’ya askeri yardımın aniden kesildiğini ve nedenine ilişkin hiçbir resmi açıklama yapılmadığını söyledi. Brink, bunun hem Ukraynalılar hem de ABD personeli açısından güvenlik riski yarattığını ifade etti.
Avrupa’da “sessizlik stratejisi” öne çıktı
Reuters dosyasına göre Avrupa ülkeleri Trump’ın sert açıklamalarına doğrudan tepki vermekten giderek kaçınıyor. İngiltere, Fransa ve Almanya’nın İran konusunda hazırladığı ortak sert açıklamanın yayımlanmadığı belirtildi.
Avrupalı diplomatlar, kamuoyu önünde verilecek sert tepkinin Trump’ı daha agresif adımlar atmaya itebileceğinden endişe etti. Haberde bazı diplomatların bu yaklaşımı “Merkel yöntemi” olarak tanımladığı aktarıldı.
Trump’ın söylemlerinin giderek daha fazla “arka plan gürültüsü” olarak değerlendirildiği ancak bunun yeni krizlerde hazırlıksız yakalanma riskini artırdığı vurgulandı.
Stratejik kırılmalar küresel diplomasi mimarisindeki riskleri yeniden fiyatlatıyor.





