Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılının ilk Enflasyon Raporu’nda talep görünümüne ilişkin kritik mesajlarını yineledi. Para Politikası Kurulu (PPK) metinlerine paralel olarak, talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin sürdüğü belirtilse de öncü veriler farklı bir tabloya işaret ediyor. 2025’in son çeyreğinde hız kazanan iç talep, 2026’nın ilk çeyreğine de güçlü bir giriş yaparak dezenflasyonun yükünü büyük ölçüde kur politikasına devrediyor.
Perakende ve hizmet üretiminde son çeyrek ivmesi
Aralık ayı verileri, iç talebin en önemli göstergeleri olan perakende satış ve hizmet üretim endekslerinde yukarı yönlü bir hareketi tescilledi. Perakende ticaret hacim endeksi Aralık ayında aylık bazda %1,7 artış gösterirken, altın dışı harcamalarda da %0,8’lik yükseliş kaydedildi. 2025’in son çeyrek ortalaması, bir önceki çeyreğe göre %4 artarak tüketim eğiliminin canlılığını koruduğunu kanıtladı. Hizmet üretim endeksi ise yıllık %4,2 artışla Mayıs 2025’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Kredi kartı harcamaları Mart ve Nisan verilerini kritik kılıyor
Haftalık kredi kartı harcamaları üzerinden yapılan analizler, Ocak ayında büyüme hızının bir miktar yavaşlamasına rağmen Şubat ayında yeniden belirgin bir ivmelenme yaşandığını gösteriyor. Kredi kartı ve KMH limitlerine getirilen makro ihtiyati kısıtlamaların talep üzerindeki baskılayıcı etkisi henüz netleşmiş değil. TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın işaret ettiği Mart ve Nisan verileri, enflasyon eğiliminin kalıcı bir düşüş patikasına girip girmediğini anlamak için piyasanın odak noktası haline geldi.
Kur politikası ve reel değerlenme baskısı
Talep görünümünün enflasyon düşüşüne beklenen katkıyı sağlayamaması, dezenflasyon sürecinin başarısını döviz kurunun kontrol altında tutulmasına bağlıyor. Bu durum, Türk Lirası’nın reel olarak değerlenmeye devam etmesi anlamına gelirken, ihracatçı ve reel sektör temsilcilerinin rekabet gücü şikayetlerini artırıyor. Mevcut konjonktürde, enflasyonu dizginlemek için kurun bir "çapa" olarak kullanılması, yapısal riskleri de beraberinde getiriyor.
İç talep ve öncü gösterge setleri makro ihtiyati etki analizlerimizle rasyonalize edildiğinde, kur politikası üzerindeki baskının kritik eşiğe geldiği görülüyor.
ANALİZ:
TCMB'nin talep koşullarındaki "destek" ifadesine rağmen, perakende ve hizmet endekslerindeki ivmelenme, para politikasının aktarım mekanizmasında bir "tüketim direnci" olduğunu kanıtlıyor. Endeks24 Analiz Masası olarak uyguladığımız likidite projeksiyonları, kredi kartı harcamalarındaki katılığı makro ihtiyati tedbirlerin henüz tüketici davranışlarını tam anlamıyla değiştiremediği şeklinde yorumluyor. Bu tablo, TCMB'nin enflasyon patikasını koruyabilmek için nominal döviz kurlarını enflasyonun altında tutma (reel değerlenme) stratejisine mahkum kalabileceğini gösteriyor. İNA modellemeleri üzerinden baktığımızda, özellikle döviz geliri olan sanayi şirketleri için operasyonel marj baskısının 2026 ikinci çeyreğinde zirve yapması kaçınılmaz görünüyor.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Tüketim direnci ve reel kur makasında para politikası açmazıŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




