Körfez savaşında ekonomik denklem ilk aylarda petrol fiyatının ne kadar yükseleceği üzerinden kuruluyordu. Beş ay sonra asıl baskı, enerjinin Hürmüz Boğazı üzerinden ne ölçüde ihraç edilebildiğine kaydı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi verileri, petrol ve sıvı yakıt geçişinin savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 77 azaldığını gösteriyor.
Dünya Bankası da bölgedeki büyüme görünümünü çatışmanın ilk haftalarında sert biçimde aşağı çekti. Kurum, Körfez İşbirliği Konseyi ekonomileri için 2026 büyüme tahminini ocak ayındaki görünümüne göre 3,1 puan düşürerek yüzde 1,3’e indirdi. Kurumun değerlendirmesinde Hürmüz’ün kapanması, enerji ve kamu altyapısındaki hasar, ticaret ve finansal oynaklık büyümedeki bozulmanın temel kanalları arasında gösterildi.
Fiyat değil akış belirleyici oldu
EIA’nın Ağustos görünümüne göre Hürmüz’den taşınan ham petrol ve petrol sıvıları 2025’in son çeyreğinde günlük ortalama 21,6 milyon varildi. Hacim 2026’nın ikinci çeyreğinde 4,9 milyon varile geriledi. Aynı dönemde Suudi Arabistan’ın petrolü Doğu-Batı boru hattı üzerinden Kızıldeniz’deki Yanbu limanına yönlendirmesiyle Babülmendep geçişi günlük 5,4 milyon varilden 8,1 milyon varile çıktı.
Bu tablo, yüksek petrol fiyatının Körfez üreticileri için otomatik olarak daha yüksek gelir anlamına gelmediği bir döneme işaret ediyor. Capital Gate Advisors ortağı ve eski Emirates NBD başekonomisti Tim Fox da The National’daki değerlendirmesinde ekonomik hesabın fiyat şokundan ihracat, ithalat ve lojistiğin sürekliliğine kaydığını savunuyor.
Körfez içinde ayrışma büyüyor
Aynı coğrafi şok bütün Körfez ekonomilerini eşit etkilemiyor. Suudi Arabistan, Doğu-Batı hattıyla Hürmüz’ü kısmen baypas edebilirken Umman’ın başlıca limanları boğazın dışında bulunuyor. Katar ve Kuveyt ise enerji ihracatında Hürmüz’e daha yüksek bağımlılık taşıyor. Birleşik Arap Emirlikleri alternatif ihracat altyapısına sahip olsa da havacılık, turizm, lojistik ve finans merkezi olması nedeniyle bölgesel kesintinin daha geniş kanallarına açık kalıyor.
EIA, temmuz ayında Körfez çevresindeki üretim kesintilerinin günlük ortalama 5,5 milyon varil düzeyinde olduğunu hesaplıyor. Kurumun ağustos görünümünde Hürmüz sevkiyatının ay boyunca ciddi biçimde sınırlı kalacağı, eylülden itibaren kademeli artış başlayacağı ve üretim ile ticaret örüntülerinin ancak 2027 başında savaş öncesi düzene yaklaşacağı varsayılıyor.
Bu nedenle Körfez için temel soru artık Brent’in tek başına hangi seviyeye çıkacağı değil, üretimin ne kadarının pazara ulaşabildiği. Hürmüz’deki kesintinin alternatif koridorları nasıl öne çıkardığı, Endeks24’ün Ceyhan’ın enerji rolüne ilişkin analizinde de görülüyor. Türkiye’nin Akdeniz çıkışı, Irak ve Hazar petrolünün boğaz dışı güzergâhlarla taşınması açısından daha stratejik hale geliyor.
Dünya Bankası, çatışmanın uzaması halinde enerji ve gıda maliyetleri, ticaret, turizm, mali baskılar ve yerinden edilme üzerinden ekonomik etkinin büyüyebileceği uyarısında bulunuyor. Körfez’de orta vadeli toparlanmanın gücü de bu nedenle petrol fiyatından çok Hürmüz’de normalleşmenin hızı, alternatif ihracat kapasitesi ve tedarik zincirlerinin ne ölçüde yeniden kurulabildiğine bağlı olacak.





