A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Üzeyir Doğan, fon soruşturmasında hafta sonu art arda gelen tedbir kararlarının ardından paniğin Borsa İstanbul'un geneline yayıldığını söyledi. 28 Eylül'de A Para televizyonunda konuşan Doğan, önceliğin tasfiye sürecini düzene sokmak olması gerektiğini, sistemin baştan yapılandırılmasının ise sonraya bırakılmasını istedi.
Doğan, soruşturmanın esasına itiraz etmediğini ve sorumluların son kuruşuna kadar hesap vermesi gerektiğini vurgularken eleştirisini yöntem ve zamanlama üzerine kurdu. Görüşünü "usul esasa mukaddemdir" sözüyle özetleyen Doğan, tabloyu yangın çıkan bir eve benzetti: mutfaktaki yangın söndürülmeden evin tamamında tadilata girişilmesi, ateşin alt ve üst katlara sıçramasına yol açıyor.
Hafta sonu kararları koordinasyon eksikliğini gösterdi
Başsavcılığın soruşturma kapsamında 106 kişi ve kuruluş için mal varlığı tedbiri kararı aldığı, SPK'nın değerlendirmesinin ardından 27 Eylül'de 45 firma ve 19 fon hakkındaki tedbirin kaldırıldığı açıklandı. Doğan'a göre gece boyunca dolaşan listeler, kaldırılan ve yeniden gündeme gelen tedbirler, bireyler ile tüzel kişiler arasındaki farklı uygulamalar piyasada ne olduğunun anlaşılamamasına neden oldu.
Kurumların birbirinden bağımsız hareket ettiğini, birinin aldığı kararı diğerinin uygulamadığını söyleyen Doğan, süreci yönetecek güçlü bir iradenin Cumhurbaşkanı düzeyinde görünmesi gerektiğini savundu. Doğan ayrıca sürecin dışındaki piyasa profesyonellerinden bir istişare heyeti kurulmasını önerdi ve halka açık şirketlerde ortak ya da yöneticiler hakkındaki incelemenin şirketin kendisiyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini söyledi.
Borsadaki kayıp fon mağduriyetinin önüne geçti
SPK, tasfiye edilecek 131 fonda 455 bin 758 yatırımcı bulunduğunu açıklamıştı. Doğan, hisse senetlerinde yaşanan erimeyle mağdur sayısının bu rakamın dört ila beş katına çıktığını öne sürdü ve borsadaki değer kaybının fon kaynaklı mağduriyeti geride bıraktığını söyledi. Program sırasında BIST 100 hisselerinin 95'inin ekside olduğu tabloyu gösteren Doğan, "Buna panik yok diyemezsin" dedi.
Borsa İstanbul verilerine göre BIST 100, 28 Eylül seansını önceki kapanışa göre %2,38 düşüşle 12.592,76 puandan kapattı. Endeks24 Veri Masası'nın hesaplamasına göre bu seviye, soruşturmanın hız kazandığı 16 Eylül seansı öncesindeki 15 Eylül kapanışının (13.892,30) yaklaşık %9,35, ayın en yüksek kapanışı olan 9 Eylül'deki 14.505,48 puanın yaklaşık %13,19 altında. Endeks, fon krizi sonrası satışların yeniden arttığı 22 Eylül'deki 13.198,84 puanlık kapanışın da yaklaşık %4,59 gerisinde kaldı. Hesap, günlük kapanış değerlerinin birbirine oranlanmasına dayanıyor.
VİOP'ta long kalan yatırımcı kurumlara borçlanabilir
Doğan, sert düşen şirketlerin önemli bölümünün vadeli işlem sözleşmesi bulunduğunu hatırlatarak bu paylarda yükseliş yönünde pozisyon taşıyan yatırımcıların ana paralarının büyük kısmını kaybettiğini söyledi. Ortalama 7-8 kat kaldıraçla dayanak varlıktaki %10'luk düşüşün paranın %70-80'ini götürdüğünü belirten Doğan, düşüş sürerse bu yatırımcıların teminatlarının eksiye geçeceği uyarısında bulundu.
Doğan'a göre VİOP'ta oluşan zararı yatırımcı karşılamak zorunda olduğu için hesabı eksiye düşen yatırımcı aracı kuruma borçlu hale geliyor. Doğan, bu tabloyu yurt dışı forex işlemlerinden ayırarak orada oluşan eksi bakiyenin kurum tarafından üstlenildiğini öne sürdü.
Doğan, VİOP'taki kayıpların fon mağduriyetiyle aynı kefeye konmaması gerektiğini de söyledi. Kendi kararıyla kaldıraçlı pozisyon açan yatırımcının zararını devletten talep edemeyeceğini belirten Doğan, "risk almakla dolandırılmak aynı şey değil" diyerek aldığı varlığın arkasının boş çıkmasının ayrı bir durum olduğunu vurguladı.
Kazançlar geriye dönük tespit edilebilir, açık yine de kalır
Fonlardan geçmişte yüksek getiri elde edenlerin tespit edilip edilemeyeceği sorusuna Doğan, sermaye piyasasında işlemlerin kayıt içinde yapıldığını ve aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, SPK, Takasbank, MKK ile Borsa İstanbul nezdinde saklandığını hatırlattı. Her yatırımcının tüm kurumlardaki hesaplarının tek sicil numarası üzerinden izlendiğini belirten Doğan, kimin ne zaman ne kadar giriş ve çıkış yaptığının birkaç gün içinde ortaya konabileceğini söyledi.
Doğan buna karşın fondan kâr ederek çıkan her yatırımcıdan kazancın geri istenmesinin ölçü olamayacağını, komisyon ve reklam gibi kalemlere dağıtılan paralar nedeniyle toplanabilecek tutarın masadaki hesabı kapatmayacağını belirtti. Yasal olarak elde edilen fon yönetim ücretleri ve komisyonlara işaret eden Doğan, "Bu sene birçok kurum için kâr yılı değil ar yılı olmalı" dedi.
Tasfiyenin mevcut hukuk normlarıyla yürütülmesi halinde yüz binlerce kişinin mağdur olacağını savunan Doğan, olağanüstü koşulların olağanüstü tedbir gerektirdiğini söyledi. Doğan'ın önerisi, tasfiyeyi uzatmamak için bir fon mekanizması kurulması ve bu mekanizmanın ilk aşamada kamu kaynağıyla kredilendirilmesi; tahsilatın ise suç gelirinden başlanarak sonradan yapılması. Tasfiye sürecinde MKK, tasfiye fonlarında takası bekleyen satışlara satış günü fiyatı uygulanacağını bildirmişti.
"Paranızı kurtarırız" vaadine karşı uyarı
Doğan, fon mağdurlarını öncelikli tahsilat vaadiyle hedef alacak aracılara itibar edilmemesi çağrısı yaptı. Çiftlik Bank sürecinde dolandırılanların bir kez de avukatlık ve tahsilat vaadiyle dolandırıldığını hatırlatan Doğan, tasfiyeyi devletin yöneteceğini, yatırımcıların yalnızca resmi kurumların açıklamalarını izlemesi gerektiğini söyledi.
Doğan, sürecin bu aşamasında empati, sağduyu, koordinasyon ve soğukkanlılık istedi. Sektör temsilcilerini "enkazın üstünde tepinmemeye" çağıran Doğan, fonlara para yatıranların tamamının kumarbaz olarak görülmesine de itiraz etti.





