Avrupa Parlamentosu tarafından hazırlanan "İklim Değişikliğinin Gıda Güvencesine Etkileri" başlıklı son araştırma, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağı için çarpıcı veriler ortaya koydu. Rapora göre, dünyanın en hızlı ısınan bölgesi olan Avrupa ve çevresinde tarımsal iklim bölgeleri hızla kuzeye kayıyor. Bu durum, güney bölgelerinde ciddi verim kayıplarına yol açarken, gıda enflasyonunun 2035 yılına kadar iklim kaynaklı olarak yüzde 50 daha fazla artabileceğine işaret ediyor.

Buğday ve mısır rekoltesinde yapısal risk

Stratejik ürünler bazında yapılan projeksiyonlar, 2050 yılına kadar Güney Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde buğday veriminin yüzde 49 oranında düşebileceğini gösteriyor. Özellikle sulama altyapısının yetersiz kalması durumunda, mısır üretimindeki kaybın yüzde 80 seviyelerine ulaşabileceği uyarısı yapılıyor. Kuzey Avrupa’da beklenen yüzde 16’lık verim artışının, güneydeki bu devasa kaybı telafi edemeyeceği öngörülürken; İspanya, İtalya, Yunanistan ve Türkiye hattında kuraklık riskinin üç katına çıkması bekleniyor.

Lojistik ve iş gücü verimliliği tehdit altında

İklim krizinin tarım üzerindeki etkisi sadece rekolte kaybıyla sınırlı kalmıyor. Artan sıcaklıkların tarım sektöründeki iş gücü verimliliğini düşürmesi, çiçeklenme dönemlerindeki uyumsuzluklar ve zehirli küf mantarlarının yayılımı maliyetleri yukarı çekiyor. Nehir taşımacılığındaki su seviyesi düşüşleri ve lojistik süreçlerdeki nem kaynaklı israf, gıda arz zincirinde kırılmalara neden oluyor. AB, bu kriz karşısında "sürdürülebilirlik" odağından "dayanıklılık ve rekabetçilik" odaklı bir afet yönetimi modeline geçiş planlıyor.

Bölgesel risk değişimini küresel piyasa hassasiyetleriyle rasyonalize eden modellerimiz, tabloda şu stratejik alanları işaret ediyor:

ANALİZ:

Akdeniz havzasındaki ısınma hızı, Türkiye’nin geleneksel tarım haritasını ve ürün desenini radikal bir değişim sürecine zorlamaktadır. Tarımsal iklim kuşaklarının kuzeye kayması, sadece bir çevre sorunu değil; cari denge, gıda enflasyonu ve hanehalkı refahı üzerinde doğrudan etkili bir makroekonomik risk unsurudur. Veriler, 2027 ve sonrasındaki projeksiyonlarda "akıllı tarım" ve "su optimizasyonu" yatırımlarının bir tercih değil, ekonomik hayatta kalma stratejisi haline geldiğini kanıtlıyor. Özellikle mısır ve buğday gibi temel girdilerdeki rekolte kaybı riski, gıda arz güvenliğini milli güvenlik projeksiyonlarının merkezine yerleştirmektedir. 2035 yılına kadar öngörülen yüzde 50’lik ek gıda enflasyonu baskısı, tarım sigortalarının ve afet rezerv yönetiminin piyasa mekanizmalarının ötesinde yapısal bir reformla güçlendirilmesini zorunlu kılıyor.

Bütçe harcamalarında faiz yükü geçen yıla göre üç katına çıktı
Bütçe harcamalarında faiz yükü geçen yıla göre üç katına çıktı
İçeriği Görüntüle

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
İklim krizi odaklı gıda güvenliği ve stratejik adaptasyon analizi

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır.