Türkiye, etkileri sokakta doğrudan hissedilmeyen ancak sosyo-ekonomik temelleri sarsacak düzeyde sessiz bir demografik dönüşümden geçiyor. Türkiye Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM tarafından yayımlanan 2025 Eğitim Değerlendirme Raporu, yıllardır "sürekli artan öğrenci nüfusu" varsayımı üzerine inşa edilen eğitim altyapısının artık yapısal bir uyumsuzluk yaşadığını ortaya koydu.
Doğum hızındaki çöküş ve atıl kapasite tehlikesi
Rakamlar, demografik daralmanın hızını net biçimde gösteriyor. 2014 yılında 1 milyon 351 bin olan canlı doğum sayısı, 2024 sonu itibarıyla 937 bine geriledi. Aynı dönemde nüfus artış hızı binde 13,3’ten binde 3,4 seviyesine indi. Bu veriler, yalnızca 5 yıl sonra, yani 2030'da ilkokula başlayacak öğrenci sayısının yaklaşık yüzde 21 oranında düşeceğini işaret ediyor. Eğitim altyapısında acil bir planlama yapılmazsa, belirli bölgelerde ciddi bir okul ve derslik arzı fazlası oluşması bekleniyor.
Üniversiteye talep düşüyor, işsizlik algısı değişiyor
Demografik kırılma yalnızca temel eğitimde değil, yükseköğretimde de kendini gösteriyor. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) başvuruları son iki yılda yaklaşık 1 milyon azalarak 2023'teki 3,5 milyon seviyesinden 2025'te 2,5 milyona geriledi. Üniversite mezunları arasındaki yüzde 9.1'lik işsizlik oranı ve artan barınma maliyetleri, yükseköğretimin "gelecek garantisi" olma algısını zayıflatıyor.





