Maliye Bakanlığı, 2026 yılının ilk çeyreğinde banka hesap hareketleri ile lüks tüketim harcamaları resmi gelirleriyle uyuşmayan mükelleflere yönelik denetim ağını genişletti. Özellikle son üç yılda şirketinden resmi bir kâr payı veya yönetim kurulu ücreti almadığı halde yüksek meblağlı gayrimenkul veya araç alımı yapan şirket ortakları, kaynağı belirsiz gelir şüphesiyle vergi dairelerine izaha davet ediliyor.

Türkiye'deki aile şirketleri ve KOBİ'lerde yaygın olan "kâr dağıtmama" veya "yöneticilere resmi maaş bağlamama" alışkanlığı, ortakların şahsi harcamalarını şirket kasasından gayriresmi yollarla finanse etmesine yol açıyor. Bu durum, Maliye'nin gelişmiş çapraz veri denetimi sistemlerine takılarak ağır cezai yaptırımlara zemin hazırlıyor.

Huzur hakkı ve kâr payı ayrımı

Gökyüzünde internet savaşı; Amazon Starlink'e rakip oldu
Gökyüzünde internet savaşı; Amazon Starlink'e rakip oldu
İçeriği Görüntüle

Türk Ticaret Kanunu (TTK) mevzuatına göre yönetim kurulu üyelerine ve limited şirket müdürlerine üstlendikleri yasal sorumluluk karşılığında ödenen bedele huzur hakkı deniyor. Bu ödeme, şirket bilançolarında doğrudan gider kalemi olarak kaydedilen bir ücret niteliği taşıyor. Tasarruf sahiplerinin sermaye getirisi olarak elde ettiği kâr payı (temettü) ise şirketin vergi sonrası net kârından dağıtılıyor ve kurum kazancından gider olarak indirilemiyor.

2026 yılı beyanname sınırları

Güncel vergi mevzuatı çerçevesinde, tek işverenden alınan huzur hakkı ödemeleri yıllık 5.300.000 TL'yi aşmadığı sürece hak sahibi tarafından ayrıca gelir vergisi beyannamesi verilmesi gerekmiyor. Menkul sermaye iradı sayılan kâr payı dağıtımında ise stopaj kesintisi uygulandıktan sonra elde edilen gelirin brüt tutarının yarısı vergiden istisna tutuluyor; kalan kısmın 2026 yılı için belirlenen 400.000 TL'lik sınırı aşması halinde beyan zorunluluğu doğuyor