2026 yılının ilk çeyreğinde küresel piyasalar, merkez bankalarının sıkı para politikaları ve tırmanan jeopolitik gerilimlerin gölgesinde yön arıyor. ABD ve Euro Bölgesi'nde büyüme oranları sırasıyla yüzde 2 ve yüzde 1 seviyelerine gerilerken, enflasyondaki yapışkanlık kalıcı faiz indirimlerini öteliyor. Pandemi sonrası toparlanma evresini tamamlayan dünya ekonomisi, düşük büyüme ve yüksek maliyet döngüsüne girmiş bulunuyor.

İran, İsrail ve ABD hattındaki çatışma riski, dünya petrol arzının yüzde 20'sini barındıran Hürmüz Boğazı'nı doğrudan tehdit ederek enerji fiyatlarında yeni bir şok dalgası yaratıyor. Navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış, küresel ticaretteki daralmayı derinleştirirken gıda ve emtia fiyatları üzerinde ikinci dalga enflasyonist baskı oluşturuyor.

Enerji faturası ve kur üzerinde artan baskı

Küresel büyümedeki ivme kaybı ve artan enerji maliyetleri, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı makro hedefleri üzerinde belirgin bir baskı unsuru oluşturuyor. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 ila 3,2 aralığında büyüme kaydedilmesi beklenirken, sanayi üretimindeki zayıflamaya karşın hizmetler sektörünün kısmi direncini koruduğu görülüyor.

Yüzde 31-32 bandında seyreden TÜFE verileri ve 44-45 seviyelerinde fiyatlanan USD/TRY kuru, dış şoklara karşı kırılganlığın devam ettiğini gösteriyor. Enerji fiyatlarındaki her yukarı yönlü hareket, Türkiye'nin cari açık dengeleme çabalarını ve TCMB'nin enflasyonla mücadele programını zorluyor.

Bölgesel risk değişimini küresel piyasa hassasiyetleriyle rasyonalize eden modellerimiz, tabloda şu stratejik alanları işaret ediyor:

ANALİZ:

AB'den İsrail'in idam kararına tepki geldi
AB'den İsrail'in idam kararına tepki geldi
İçeriği Görüntüle

Küresel enerji arzındaki darboğaz senaryoları, Türkiye'nin makroekonomik istikrarı üzerinde asimetrik riskler biriktiriyor. Hürmüz Boğazı merkezli olası bir kapanma veya sıcak çatışma durumunda petrol fiyatlarının 130-160 USD bandına yerleşmesi, 70-90 milyar dolar seviyesindeki yapısal enerji ithalat faturasına 15 ila 20 milyar dolarlık ek yük getirme potansiyeli taşıyor.

Bu ek döviz talebi, baz senaryoda 44-45 bandında izlenen USD/TRY paritesi üzerinde yüzde 20-25'lik ek bir değer kaybı riskini tetikleyebilecek bir kırılganlık yaratıyor. Kur geçişkenliği ve artan lojistik maliyetlerinin birleşimi, yüzde 25 seviyesindeki yıl sonu enflasyon hedefini doğrudan tehdit ederek fiyatlama davranışlarında yüzde 35 ve üzeri kötümser senaryo patikasını aktif hale getiriyor.

Reel sektör finansalları üzerinde uyguladığımız operasyonel projeksiyonlar, artan finansman giderleri ve bozulan nakit döngüleri nedeniyle şirketlerin brüt kâr marjlarında 3 ila 8 puanlık erozyon yaşanabileceğini gösteriyor. Ancak, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmanın Avrupa merkezli şirketleri alternatif arayışına itmesi, Türkiye'nin "nearshoring" (yakın üretim) kapasitesi ile savunma sanayii ve yenilenebilir enerji sektörlerinde stratejik bir pozitif ayrışma alanı yaratıyor. TCMB'nin büyüme ve enflasyon ikileminde daralan manevra alanı, kurumların likidite yönetimini ve döviz pozisyonlarını hedge etmelerini hayati kılıyor.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Stratejik risk fiyatlaması ve makroekonomik stres testi

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.