İran, İsrail ve ABD hattındaki askeri hareketlilik, piyasalarda başlangıçta hakim olan "kısa süreli çatışma" beklentisini yerini uzun vadeli bir savaş fiyatlamasına bıraktı. Hafta içinde ABD kanadından gelen barış sinyallerine karşın Tahran’dan yapılan sert açıklamalar, piyasalarda kara harekatı olasılığını güçlendirdi. Bu durum, sadece enerji fiyatlarını değil, küresel ticaret yollarının güvenliğini de doğrudan tehdit ediyor.
Lojistik şok ve Uzak Doğu krizi
Küresel piyasalarda stres seviyesini ölçen VIX ve tahvil piyasasındaki MOVE endeksleri, geçen yılki kısa süreli gerilimlere oranla daha kontrollü kalsa da ekonomik aktivitede yapısal bozulmalar baş gösteriyor. Petrol ve doğal gaz tedariğinde yaşanan sorunlar, özellikle Uzak Doğu ülkelerinde reel ekonomiyi baskı altına alırken, küresel tedarik zincirinde COVID-19 dönemine benzer bir tıkanıklık riski doğuruyor.
Bu süreçte FED’in faiz indirim beklentileri zayıflarken, ECB’nin 2026 yılı içerisinde faiz artışına gitme ihtimali yükseldi. AB ekonomilerinde beklenen toparlanmanın ertelenmesi, küresel alıcıları maliyet ve hız odaklı yeni arayışlara itiyor.
Türkiye için riskler ve stratejik fırsatlar
Artan enerji fiyatları Türkiye ekonomisi için cari açık tarafında baskı unsuru oluşturmaya devam ediyor. Yapılan son analizler, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın Türkiye'nin enerji ithalatı maliyetini 5,1 milyar dolar artırdığını gösteriyor. 2026 yılı boyunca petrol fiyatlarının 80-85 dolar bandında seyretmesi durumunda, enerji ve turizm gelirlerindeki olası düşüşle birlikte cari açık üzerinde 15 milyar dolarlık yukarı yönlü bir etki bekleniyor.
Ancak Uzak Doğu ülkelerinde yaşanan arz sorunları ve deniz taşımacılığının aşırı pahalı hale gelmesi, Türkiye'yi Avrupalı şirketler için vazgeçilmez bir seçenek kılıyor. Türkiye'nin AB ülkelerine olan coğrafi yakınlığı ve üretim kapasitesi, küresel tedarik zincirindeki kırılmaya karşı en rasyonel "güvenli liman" olarak değerlendiriliyor.
ANALİZ:
Ortadoğu'daki savaşın üçüncü haftasında netleşen makro veriler, küresel ticaretin ağırlık merkezinin lojistik güvenliği nedeniyle batıya doğru kaydığını gösteriyor. Uzak Doğu merkezli üretim modelinin enerji ve navlun krizleri karşısında yaşadığı kırılganlık, Türkiye'nin "nearshoring" (yakın coğrafyadan tedarik) potansiyelini zirveye taşımıştır. Enerji maliyetlerindeki artışın cari denge üzerindeki baskısı rasyonel bir risk olsa da, Avrupa'nın tedarik zincirini Türkiye üzerinden yeniden kurgulama zorunluluğu, orta vadede bu maliyeti kompanse edecek bir ihracat ivmesi yaratabilir. 2027 projeksiyonlarımızda, Türkiye'nin AB pazarındaki payının bu jeopolitik zorunlulukla beraber %2,5-3 bandında yapısal bir artış göstereceğini öngörüyoruz.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Küresel tedarik zinciri dönüşümü ve türkiye makro projeksiyonuŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




