Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı" kapsamında duyurduğu radikal teşvikler, reel sektör temsilcileri tarafından Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracak stratejik bir hamle olarak değerlendirildi. Programın en dikkat çekici maddeleri arasında yer alan imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 9’a düşürülmesi ve İstanbul Finans Merkezi (İFM) üzerinden yürütülen transit ticarette vergi indiriminin yüzde 100’e çıkarılması, sermaye piyasalarında ve üretim sahalarında yeni bir büyüme evresinin işareti olarak görülüyor.

İmalat sanayi ve ihracatta vergi devrimi

Yeni paketle birlikte, sanayi üreticilerinin üzerindeki mali yüklerin hafifletilmesi hedeflenirken, ihracat odaklı büyüme modeline doğrudan vergi desteği sağlandı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve İSO Başkanı Erdal Bahçıvan yaptıkları değerlendirmelerde, kurumlar vergisi oranındaki bu indirimin doğru zamanda ve yönde atılmış bir adım olduğunu vurguladı. Özellikle küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği 2026 konjonktüründe, Türkiye’nin bu avantajla "bölgesel istikrar adası" ve üretim üssü konumunu pekiştireceği ifade edildi.

İstanbul Finans Merkezi küresel çekim merkezi oluyor

CHP varlık barışını eleştirdi ekonomi için hangi riskler var
CHP varlık barışını eleştirdi ekonomi için hangi riskler var
İçeriği Görüntüle

Teşvik planı, İstanbul’un küresel finans liginde üst sıralara taşınması için de kritik araçlar sunuyor. İFM bünyesindeki kurumlara sağlanan vergi avantajlarının genişletilmesi ve bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşıyan şirketlere yönelik kolaylıklar, yabancı sermaye girişini tetikleyecek unsurlar olarak öne çıkıyor. TÜSİAD ve YASED temsilcileri, transit ticaret kazançlarından vergi alınmamasının Türkiye’yi sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda küresel ticaretin yönetildiği bir "beyin merkez" konumuna getireceğine işaret etti.

Bürokrasiyi azaltan tek durak büro dönemi

İş dünyasının uzun süredir talep ettiği yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesi konusu, "Tek Durak Büro" uygulamasıyla çözüme kavuşturuluyor. Yatırımcıların hukuki, idari ve mali işlemlerini tek bir merkezden yürütebilecek olması, Türkiye’nin "yatırımcı dostu ülke" imajını güçlendiren yapısal bir reform olarak tanımlandı. Ayrıca start-up ve girişim sermayesi ekosistemine getirilen teşvikler, sanayinin dijital dönüşümünü ve teknolojik katma değerini artıracak bir kaldıraç olarak görülüyor.

İmalatçı ihracatçılara yönelik vergi düzenlemesini İNA ve çarpan modellemeleriyle rasyonalize ettiğimizde, temel görünümde şu kritik başlıklar öne çıkıyor:

ANALİZ:

Kurumlar vergisinin %9 seviyesine çekilmesi, Borsa İstanbul’da işlem gören sanayi şirketlerinin net kâr marjlarını doğrudan yukarı taşıyacak ve hisse başı kazanç (HBK) beklentilerini pozitif yönde revize edecektir. 2026 yılı makro projeksiyon setlerimizde, bu vergi indiriminin şirketlerin özsermaye karlılığını artırarak sermaye maliyetini (WACC) düşüren bir etki yaratacağını öngörüyoruz. Transit ticaretteki %100 vergi muafiyeti ise İstanbul Finans Merkezi’nin likidite modellerini güçlendirirken, Türkiye'nin cari denge üzerinde "net hizmet ihracatçısı" rolünü pekiştirecektir. Modellemelerimiz, bu teşvik paketinin 2027 projeksiyonlarında doğrudan yabancı sermaye girişlerini GSYH’ye oranla 1,5 puan artırma potansiyeli taşıdığını işaret ediyor.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Türkiye'nin yatırım cazibesi ve kurumlar vergisi reformunun sermaye maliyeti üzerindeki etkisi

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.