Türkiye'de enerji ve madencilik sektörleri dışarıda bırakıldığında, doğrudan mamul mal üretimi yapan imalat sanayisinde belirgin bir istihdam kaybı yaşanıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ücretli çalışan istatistiklerine göre, salgın döneminde tekstil, hazır giyim ve gıda imalatının sürüklediği istihdam rakamları, zirve noktasından Ocak 2026 dönemine kadar 325 bin 143 kişi azalarak 4,4 milyon seviyesine geriledi.
SGK ve TÜİK verilerindeki makas
Metodoloji farklılıkları nedeniyle TÜİK ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri arasında yapısal ayrışmalar gözlemleniyor. SGK’nın zorunlu sigortalı (4/a) verilerine göre imalat sanayisinde istihdam, zirve yılı olan 2022 sonunda 5 milyon 13 bin kişi seviyesindeydi. 2025 yıl sonu itibarıyla ise SGK kayıtlarındaki ücretli çalışan sayısı 3 milyon 871 bin kişiye inerken, TÜİK verilerinde bu rakam 4 milyon 462 bin olarak ölçüldü. SGK tarafında izlenen 1,1 milyonluk sert düşüşün önemli bir kısmının EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesinden faydalanıp kayıt dışı veya farklı statüde çalışmaya devam edenlerden kaynaklandığı değerlendiriliyor.
Düşüş eğilimi tekstil öncülüğünde kalıcılaşıyor
İstihdam kayıplarının sektörel dağılımına bakıldığında, tekstil ve hazır giyim sektörleri başı çekiyor. 2024 yılının ortalarından itibaren aylık serilerde hem arındırılmamış verilerde hem de mevsim etkilerinden arındırılmış kıyaslamalarda imalat sanayisi istihdamında aralıksız bir daralma eğilimi göze çarpıyor.
TÜİK ve SGK istihdam rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:
İmalat sanayisindeki 325 bin kişilik istihdam kaybı, salt bir sektörel daralmadan ziyade makroekonomik bir dönüşümün sancılarına işaret ediyor. Emek yoğun sektörler olan tekstil ve hazır giyimdeki kan kaybı, artan finansman maliyetleri, asgari ücret baskısı ve Uzak Doğu rekabetiyle rasyonalize ediliyor. Modellemeler, sanayideki bu daralmanın kısa vadede sistemik risk noktalarını tetiklediğini ve "sanayisizleşme" endişelerini desteklediğini kanıtlıyor. İstihdamdaki bu çözülmenin teknolojik otomasyon ve verimlilik artışıyla telafi edilememesi durumunda, 2026 yılı sanayi üretim endeksi ve büyüme rasyoları üzerinde kalıcı bir zayıflık oluşması muhtemeldir. 2027 projeksiyonlarımızda, düşük teknoloji yoğunluklu üretimden kaçan işgücünün hizmetler sektörüne kayması, enflasyonist katılık üzerinde yeni yapısal dirençler oluşturma potansiyeli taşıyor.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
İmalat sanayisinde istihdam daralması ve sanayisizleşme risk analiziŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




