Türkiye’nin merkezi yönetim bütçesi, 2026 yılının ilk ayında yüksek açık rakamlarıyla açılış yaptı. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, yılın ilk ayında bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 artışla 1 trilyon 421,2 milyar liraya yükseldi. Buna karşılık bütçe harcamaları yüzde 54,9 oranında artarak 1 trilyon 635,8 milyar lira seviyesine ulaştı. Bu dengesizlik sonucunda bütçe açığı, geçen yılın Ocak ayına kıyasla yüzde 54,1 genişleyerek 214,5 milyar lira olarak kaydedildi.
Maliye politikasında faiz ve personel maliyeti baskısı
Ocak ayı gerçekleşmelerinde en dikkat çekici veri seti faiz ödemelerinden geldi. Geçmiş dönemlerdeki yüksek kamu açıkları ve faiz oranlarının bir yansıması olarak, Ocak ayında yapılan faiz ödemeleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 180 artarak 456,4 milyar liraya yükseldi. Geçen yıl 163 milyar lira olan bu tutarın yaklaşık üç katına çıkmasıyla birlikte, faiz giderlerinin toplam bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 27,9’a ulaştı. Bu oran 2025 yılının aynı ayında yüzde 15,4 seviyesindeydi.
Harcama kompozisyonunda yatırım ve personel dengesi
Bütçenin gider kalemleri incelendiğinde, personel giderlerinin yüzde 39,9 artışla 502,2 milyar liraya çıktığı görülüyor. Sosyal güvenlik primi ödemeleriyle birlikte toplam personel maliyeti 564 milyar lirayı aşarak bütçe gelirlerinin yüzde 39,6’sını tek başına tüketti. Öte yandan devletin yatırım kapasitesini gösteren sermaye giderleri ve sermaye transferleri yüzde 34,6 oranında bir azalışla 18,9 milyar liraya geriledi. Mal ve hizmet alım giderleri ise yüzde 46,5 artışla 67,9 milyar liraya yükseldi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:
Merkezi yönetim bütçesinin 2026 projeksiyonlarında faiz giderlerinin bütçe gelirlerine oranının yüzde 32,1 seviyesine çıkması, mali alanda yapısal direnç noktalarının güçlendiğine işaret etmektedir. Vergi gelirlerindeki yüzde 55’lik güçlü seyre rağmen, faiz dışı fazlanın 241,9 milyar TL olarak gerçekleşmesi, bütçenin operasyonel anlamda dirençli olduğunu ancak borç servis maliyetinin likidite modelleri üzerinde ciddi bir sistemik risk unsuru haline geldiğini kanıtlıyor. Sermaye giderlerindeki keskin düşüş, sıkı maliye politikasının kamu yatırımları ayağında tasarruf odaklı bir daralmaya gittiğini gösterirken; personel ve faiz giderlerinin toplam harcamaların yüzde 62,3’ünü oluşturması, bütçe esnekliğini kısıtlayan en büyük faktör olarak öne çıkıyor. 2027 projeksiyonlarında bütçe dengesinin tesisi, bu maliyet kalemlerinin rasyonalize edilmesine doğrudan bağlıdır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Kamu maliyesi ve borç servis maliyetleri analiziŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu





