Tarih 28 Ekim 1923’tü. Çankaya Köşkü’nün mütevazı odasında, dışarıda esen sonbahar rüzgarına inat içeride geleceği şekillendiren büyük bir fırtına kopuyordu. Günlerdir Ankara’da dönen meclis kulisleri ve belirsizlikler, yeni kurulan devletin adının ne olacağı sorusuyla yoğunlaşmıştı. Masanın etrafında toplanmış olan vatan aydınları ve silah arkadaşları tartışmayı sürdürürken, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ağır adımlarla pencereye yöneldi. Dışarıdaki karanlığa bir süre sessizce baktıktan sonra arkasını döndü ve tarihin seyrini değiştiren o efsanevi cümleyi kurdu:
"Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!"
Odadaki derin sessizlik, yüzyıllardır tebaası olunan bir düzenden, kendi kaderini kendi çizen özgür bir millete geçişin şifresiydi. Herkes bu büyük vizyonun heyecanıyla hazırlıklara koyuldu çünkü ertesi gün bu topraklarda yepyeni bir güneş doğacaktı.
Ertesi gün, 29 Ekim 1923’te Ankara’da Meclis binası coşkuyla dolup taştı. Yapılan tarihi oylamanın ardından "Türkiye Devletinin hükümet şekli Cumhuriyettir" müjdesi tüm yurda yayıldı. Ankara’nın soğuk ekim akşamı, halkın sokaklardaki "Yaşasın Cumhuriyet!" nidalarıyla adeta bir bahar sıcaklığına büründü. O gün köylüsünden kentlisine herkes, bu topraklarda birer kul değil, eşit ve şerefli birer vatandaş olduğunu yüreğinde hissetti.
Aradan asırlar geçse de o gün yakılan ateş, bugün de kalplerimizi ısıtmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi sonsuz rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Atatürk’ün mirası olan, bu topraklardaki en büyük bayramımızı en içten, en coşkulu ve en kalbi duygularımla kutluyorum. Nice özgür, aydınlık ve gururlu yıllara; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız kutlu olsun!