2026 yılına yönelik emtia görünümünde bakır ve gümüş, küresel arz dinamikleri nedeniyle öne çıkıyor. Uluslararası banka ve sektör raporlarında talep görünümünden ziyade arz kısıtları vurgulanırken, fiyatlamaların bu denge çerçevesinde nasıl şekilleneceği piyasalar tarafından izleniyor.
Bakırda arz tarafı öne çıkıyor
Bakır piyasasında son dönemde öne çıkan temel unsur, yeni maden yatırımlarının yetersiz kalması olarak gösteriliyor. Sektör verilerine göre bir bakır madeninin keşfinden ticari üretime geçmesi 10 yılı aşan bir süreci kapsıyor. Bu durum, kısa ve orta vadede arzın hızla artırılmasını zorlaştırıyor.

CITI tarafından yayımlanan değerlendirmelerde, bakır piyasasında süregelen arz sıkışıklığının önümüzdeki iki yıl içinde fiyatların 12.000 dolar/ton seviyesini test etme ihtimalini gündeme getirdiği belirtiliyor. Raporda, mevcut koşullarda “boğa” piyasasının devam ettiği vurgulanıyor.
GOLDMAN SACHS ise bakırı enerji dönüşümü ve elektrifikasyon yatırımları çerçevesinde “yeni petrol” olarak tanımlıyor. Bankanın analizlerinde, küresel stokların kritik seviyelere gerilemesinin fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekiliyor.
Makroekonomik tarafta ise zayıflayan DOLAR ENDEKSİ (DXY) ve küresel likidite koşullarının, bakır gibi endüstriyel metallerin fiyatlamaları üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor.
Gümüşte yapısal arz açığı sürüyor
Gümüş piyasasında ise arz-talep dengesine ilişkin yapısal sorunlar gündemde kalmaya devam ediyor. SILVER INSTITUTE verilerine göre küresel gümüş piyasası, üst üste beşinci yılını da “yapısal açık” ile kapatıyor. Raporda, madencilik üretiminin toplam talebi karşılamakta zorlandığı ifade ediliyor.
Gümüş talebinin önemli bir bölümünün sanayi kaynaklı olması, fiyat seviyelerinin sektör davranışları açısından yakından izlenmesine neden oluyor. Piyasa raporlarında, fiyatların belirli seviyelerin üzerine yerleşmesi durumunda sanayi tarafında ikame arayışlarının gündeme gelebileceği aktarılıyor.
Piyasalarda izlenen başlıklar
2026 perspektifinde bakır ve gümüş için değerlendirmelerde; arz yatırımlarının seyri, stok seviyeleri, küresel likidite koşulları ve döviz piyasalarındaki gelişmeler öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Bu unsurların, emtia piyasalarındaki denge üzerinde belirleyici olmaya devam edeceği ifade ediliyor.





