ABD’nin Avrupa’ya yönelik Tomahawk konuşlandırma planını askıya alması Berlin’de savunma denkleminde kritik boşluk yarattı. Die Welt’in aktardığı bilgilere göre Almanya, bu boşluğu doldurabilecek sistemler arasında Türkiye’nin geliştirdiği YILDIRIMHAN ve Tayfun Blok-4 projelerini değerlendirmeye aldı. Sürecin Avrupa güvenlik mimarisinde Türkiye’nin etkisini hızlandırabileceği değerlendiriliyor.
Haberde özellikle yaklaşık 6 bin kilometre menzil kapasitesine ulaştığı öne sürülen YILDIRIMHAN sistemi öne çıktı. Bu kapasite doğrulanması halinde Türkiye’yi NATO içinde sınırlı sayıda ülkenin erişebildiği stratejik füze ligine taşıyabilir. Asıl kritik eşik ise Avrupa’nın ilk kez Türk uzun menzilli sistemlerini ABD dışındaki alternatif caydırıcılık unsuru olarak değerlendirmesi oldu.
Roketsan’ın geliştirdiği Tayfun Blok-4 hipersonik füzesinin seri üretim aşamasına geldiği bilgisi de dikkat çekti. Habere göre sistemin fırlatma araçları üretim hattına girdi. Hipersonik füze kapasitesi, Avrupa’da son dönemde hızlanan savunma harcamaları içinde ayrı bir stratejik başlık olarak izleniyor.
Bayraktar TB2 platformlarının Ukrayna savaşındaki etkisi de Avrupa başkentlerinde Türkiye’ye yönelik savunma algısını değiştiren ana unsurlar arasında gösterildi. Sahada düşük maliyet-yüksek etki modeli oluşturan SİHA konsepti, NATO içinde yeni nesil asimetrik savaş doktrinlerinin merkezine yerleşmeye başladı.
TAI KAAN savaş uçağı projesine yönelik Avrupa ilgisinin büyümesi de haberde geniş yer buldu. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin BAE Systems ile yürüttüğü programın özellikle İspanya tarafından yakından izlendiği belirtildi. Avrupa’nın artan savunma bağımsızlığı arayışı Ankara’yı yalnızca tedarikçi değil stratejik ortak konumuna taşıyor.
Avrupa savunma dengesi yeniden şekilleniyor
Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa savunma bütçelerinde tarihi genişleme yaşandı. NATO üyeleri hava savunma, hipersonik füze ve uzun menzilli caydırıcılık alanlarında kapasite açığıyla karşı karşıya kaldı. Bu süreçte Türkiye’nin son üç yılda hızlanan savunma teknolojisi yatırımları Avrupa’da yeni güvenlik hesaplarını tetikledi.
Berlin’in Türk sistemlerine yönelik ilgisi yalnızca askeri değil siyasi sonuçlar da üretebilir. Almanya-Türkiye hattında savunma sanayi iş birliklerinin genişlemesi, NATO içinde güç dağılımını etkileyebilecek yeni bir eksen oluşturabilir. Veriler asıl stratejik baskının Avrupa’nın savunma bağımsızlığı arayışında büyüdüğünü gösteriyor.
Savunma sanayi ihracatında Türkiye’nin son dönemde yakaladığı ivme de dikkat çekiyor. Baykar, Roketsan ve TUSAŞ eksenli üretim kapasitesinin Körfez ülkeleri, Avrupa ve Orta Asya pazarlarında genişlediği izleniyor. Uzun menzilli sistemlerin ihracat potansiyeli ise önümüzdeki dönemde Ankara’nın jeopolitik pazarlık gücünü artırabilecek başlıklardan biri olarak değerlendiriliyor.



