Münih'ten Kopenhag'a uzanan hatta Avrupa havalimanlarını saatlerce kilitleyen kimliği belirsiz dronlar ve Körfez'de petrol tesislerini hedef alan saldırılar, son bir yılda hükümetleri ve altyapı işletmecilerini tek bir soruyla karşı karşıya bıraktı. Gökyüzünden gelen bu tehdit nasıl durdurulacak? Yanıt arayışı; radar, karıştırıcı ve lazerden oluşan karşı drone teknolojilerine talebi rekor seviyeye çıkardı. Pastanın hızla büyüdüğü bu alanda Türk savunma sanayisi de masaya iddialı oturuyor.
Tehdit büyüdükçe pazar şişiyor
Drone kaynaklı aksaklıklar yeni değil; Londra Gatwick gibi havalimanları yıllar önce de drone uyarılarıyla uçuşları askıya almıştı. Ancak 28 Şubat 2026'da başlayan İran savaşı tehdidi bambaşka bir boyuta taşıdı. Çatışma sırasında Körfez ülkelerine yönelen yüzlerce füze ve binlerce drone; havalimanlarını, otelleri ve petrol altyapısını vurdu, Hürmüz Boğazı'ndan geçen deniz trafiği büyük ölçüde durdu. Aynı dönemde Münih ve Kopenhag havalimanlarında görülen kimliği belirsiz dronlar binlerce yolcuyu mağdur etti.
Bu tablo, savunma harcamalarını karşı drone sistemlerine yönlendirdi. Reuters'in görüştüğü sektör yöneticileri; hükümetlerden, havalimanlarından ve altyapı işletmecilerinden gelen taleplerde keskin bir artış olduğunu anlatıyor. Radar üreticisi Echodyne, geçen yıl talebin yüzde 100'ün üzerinde büyüdüğünü açıkladı.
Pazar 2030'da üçe katlanabilir
Rakamlar iştahı açıklıyor. Analistlere göre küresel karşı drone pazarı şu anda 3 ila 7 milyar dolar bandında ve yılda yaklaşık yüzde 20 büyüyor. Araştırma şirketi MarketsandMarkets ise pazarın 2025'teki yaklaşık 4,5 milyar dolardan 2030'da 14,5 milyar dolara ulaşacağını öngörüyor.
Talep yalnızca askeri alanla sınırlı kalmıyor. Enerji, lojistik, veri merkezleri, oteller ve havalimanları gibi sivil sektörler de milyarlarca dolarlık yatırımı bu alana çekiyor. Norveç'te 43 havalimanı işleten Avinor, sivil drone kaynaklı aksaklıkları önlemek için operasyonlarına çoktan bir tespit sistemi kurdu.
Çelik Kubbe sahneye çıkıyor
Türkiye, son yıllarda Bayraktar ve Akıncı gibi insansız hava araçlarıyla saldırı tarafında küresel bir isme dönüştü. Şimdi aynı iddiayı savunma tarafında sürdürmek istiyor. Aselsan'ın geliştirdiği Çelik Kubbe konsepti; mini ve mikro dronları radarla tespit eden yapay zeka destekli İHTAR'dan, lazerle fiziksel imha sağlayan GÖKBERK'e ve yüksek güçlü elektromanyetik dalgalarla hedefin elektroniğini çökerten EJDERHA'ya uzanan katmanlı bir mimari sunuyor. RF karıştırıcı İHASAVAR ise dronun kontrol ve navigasyon bağlantısını keserek görevini sonlandırıyor.
Sistemler kağıt üzerinde kalmıyor. İki hafta önce Gölbaşı'ndaki test merkezinde, 19 ülkeden gelen heyetlerin önünde sürü halinde yaklaşan dronlar saniyeler içinde etkisiz hale getirildi. Aselsan, mart ayında Brüksel'deki BEDEX fuarında bu sistemleri doğrudan Avrupa ordularına tanıttı. İHTAR için daha önce KKTC, Kırgızistan, Nijer ve Angola ile ihracat sözleşmeleri imzalanmıştı. Genel Müdür Ahmet Akyol, şirketin bu yıl 2 milyar dolar ihracat hedeflediğini açıkladı.
Pazarın diğer yüzü
Tabloyu yalnızca fırsat olarak okumak yanıltıcı olabilir. Sektör yöneticileri, dronların ucuzlayıp sofistikeleştiği, savunmanın ise sürekli yetişmeye çalıştığı bir kedi fare oyununa dikkat çekiyor. En gelişmiş sistemler yüz binlerce dolara ulaşıyor ve her koşulda işe yaramıyor. Sivil havalimanlarında silahla müdahale ya da sinyal sıkıştırma çoğu ülkede yasak; bu da uygulamayı büyük ölçüde tespit teknolojileriyle sınırlıyor.
Şu anda her şey panik modunda. Herkes biraz daha kontrol hissi için eline geçirebildiği her aracı satın alıyor. Ortalıkta çok fazla yılan yağı var.
Greg Falco, Cornell ÜniversitesiYine de talebin yönü net. Tehdit gökyüzünde kaldıkça onu indirecek teknolojiye ayrılan bütçe de büyümeye devam edecek. Türkiye için soru, bu büyüyen pazarda saldırı dronlarındaki kadar belirleyici bir oyuncu olup olamayacağı.




