Türkiye, Avrupa'nın savunma raflarında görmek istediği insansız hava araçlarını ve elektronik harp sistemlerini üretiyor; ama Avrupa Birliği'nin yeni ortak savunma projelerinin ana finansman kapısında bir üye ülke gibi durmuyor. AB Komisyonu'nun İHA'dan füze savunmasına, uzaydan doğu sınırının korunmasına uzanan 5 büyük projesi (EDPCI) ve bunları besleyen 1,5 milyar avroluk EDIP programı, aday ülke Türkiye'ye ortak tedariklere katılma imkânı tanıyor. Ancak üretilecek ürünün bileşen maliyetinin yüzde 65'inin Avrupa içinden gelmesi şartı, Türk sanayisini kalan yüzde 35'lik dış halkaya yerleştiriyor.
Türkiye neden dış halkada kalıyor
Kural ilk bakışta teknik görünse de sonucu belirliyor. AB, EDIP çatısı altındaki projelerde üretilecek savunma ürününün bileşen maliyetinin en az yüzde 65'inin AB üyeleri, Ukrayna, Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn'dan gelmesini istiyor. Aday ülke sıfatıyla Türkiye ortak tedarik süreçlerine girebiliyor, fakat İngiltere ve Kanada ile birlikte kalan yüzde 35'lik dilimde konumlanıyor. Türk firmaları projelere tedarikçi olarak katılabilir, ancak bir üye devletin sahip olduğu tam erişime bugün için ulaşamıyor.
Avrupa'daki savunma sanayisi genişlemesi, son yıllarda insansız sistemler, elektronik harp ve akıllı mühimmatta rekabetçi hale gelen Türk üreticileri için aynı anda hem fırsat hem sınır anlamına geliyor. Fırsat, Avrupa'nın hızlı ve maliyet etkin üretime duyduğu ihtiyaçtan doğuyor; sınırı ise içerik kuralı çiziyor.
Konulan sınır bizce cam tavandır.
Yetkin Report'a konuşan bir sanayi kaynağıİkili anlaşmalar kapıyı aralıyor
Brüksel merkezli mekanizmalar tıkalıyken ikili iş birlikleri işlemeye devam ediyor. Baykar ile İtalyan Leonardo'nun, Türk yapımı insansız hava araçlarının İtalya'da üretimi için vardığı anlaşma bu yolun somut örneği olarak gösteriliyor. Bazı Avrupalı yetkililer, Türkiye'nin ortak tedarik mekanizmasının parçası olmasının ülkenin Avrupa savunma pazarına entegrasyonunu hızlandıracağını savunuyor. Bu yaklaşım, üyelik olmadan da entegrasyonu derinleştirme arayışının bir parçası.
Önümüzdeki eşik
Türkiye'nin daha geniş erişimi siyasi bir düğüme takılı. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ikili sorunları gerekçe göstererek oy birliği kuralı üzerinden gündeme getirdiği veto tehdidi, Ankara'nın SAFE benzeri mekanizmalara tam katılımının önündeki başlıca engel olarak öne çıkıyor. Öte yandan 7-8 Temmuz'daki NATO Ankara Zirvesi öncesinde Türkiye, Avrupa'nın güvenliğine sunduğu katkının karşılığında savunma sanayisinde daha kurumsal bir yer talep ediyor. AB Komisyonu'nun 5 projesi Konsey onayından geçtiğinde, Türk sanayisinin bu tablodaki yeri de netleşecek.





