Şubat sonunda patlak veren ABD İsrail ve İran savaşı, dünya enerji ticaretinin en dar geçidi Hürmüz Boğazı'nı haftalarca fiilen kapattı ve küresel sıvılaştırılmış doğal gazın yaklaşık beşte birini taşıyan rotayı sekteye uğrattı. Doğal gaz ihtiyacının neredeyse tamamını dışarıdan alan Türkiye için bu tablo tanıdık bir soruyu yeniden masaya getirdi: tek bir boğaz ya da tek bir tedarikçi kilitlendiğinde ülke enerjisini nasıl güvende tutar?
Hürmüz neden bu kadar kritik
Hürmüz, deniz yoluyla taşınan dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin ve küresel LNG'nin kayda değer bir bölümünün geçtiği daralma noktası. Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından Katar, savaşın erken döneminde dev Ras Laffan tesisinde üretimi durdurdu; 19 Mart'ta tesis İran füzeleriyle vuruldu ve tankerler aylarca boğazdan güvenle geçemedi. Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani bu hafta üretimin birkaç hafta içinde normale döneceğini söyledi, ancak kesintinin faturası çoktan piyasalara yansımıştı.
Türkiye bu denklemde nerede
Türkiye doğal gazda yüksek ithalat bağımlısı bir ülke ve 2026'nın ilk çeyreğinde Avrupa'nın en büyük LNG ithalatçısı konumuna yükseldi; bu LNG'nin yaklaşık yüzde 60'ı ABD kaynaklı. Enerji ithalatı, ülkenin cari açığını ve enflasyonunu belirleyen en ağır kalemlerden biri. TÜİK ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin 2025 enerji ithalat faturası 62,5 milyar dolar düzeyindeydi; EPDK ise 2026 için gaz tüketimini 58,5 milyar metreküp dolayında öngörüyor. Böyle bir yapıda Hürmüz'deki her aksama, doğrudan döviz çıkışı ve fiyat baskısı anlamına geliyor.
Çeşitlendirme nereye gidiyor
Ankara'nın yanıtı uzun süredir aynı: tek kaynağa ve tek rotaya bağımlılığı azaltmak. BOTAŞ son dönemde Shell ve ENI gibi şirketlerle çok yıllı LNG alım anlaşmaları imzaladı, yüzer terminal (FSRU) ve yeraltı depolama kapasitesini büyüttü. Karadeniz'deki Sakarya sahasından gelen yerli gazın sisteme daha fazla girmesi, ithalat ihtiyacını kademeli düşürmesi beklenen ayaklardan biri. Boru hattı, LNG terminalleri ve yeraltı depolarından oluşan altyapı, kış zirvelerinde ve bölgesel şoklarda tampon işlevi görüyor. Uzmanlara göre güneş ve rüzgârdaki kapasite artışı da orta vadede gaz bağımlılığını ve dolayısıyla LNG faturasını hafifletebilir.
Brent petrol, ABD İran görüşmelerindeki ilerlemeyle 23 Haziran'da yaklaşık 77 dolara, yani yaklaşık üç ayın en düşüğüne geriledi; bu da kriz dönemindeki fiyat priminin ne kadar hızlı tersine dönebileceğini gösteriyor. Türkiye açısından asıl mesele, bir sonraki şokta bu primden olabildiğince az etkilenecek bir tedarik mimarisi kurmak.
Bir boğazın haftalarca kapanması, koca bir ülkenin enerji faturasını ve cari dengesini tek kalemde sınayabiliyor.
Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında, bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için Analiz ve Araştırma Kurulu sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmanıza ve uzman görüşüne dayandırınız.




