İran'ın Parçin, İsfahan ve Natanz bölgelerinden gelen son uydu verileri, Tahran yönetiminin askeri tesislerini olası hava saldırılarına karşı "fiziksel bir kalkanla" koruma altına aldığını kanıtlıyor. Özellikle Parçin Askeri Kompleksi'nde yer alan ve "Taleghan 2" olarak adlandırılan tesisin üzerine inşa edilen "beton lahit" yapısı, nükleer kapasiteye yönelik savunma stratejisinin en somut örneği olarak öne çıkıyor.
Stratejik tesislerde görünmezlik dönemi
Parçin'deki dikdörtgen yapının önce metal bir çatıyla kapatıldığı, ardından beton dökülerek toprakla örtüldüğü tespit edildi. Uzmanlar, 16 Şubat 2026 tarihli görüntülerde tesisin çevredeki araziyle tamamen aynı renge büründüğünü ve bir sığınak formuna dönüştüğünü belirtiyor. Bu tahkimatın, nükleer silah geliştirme sürecinde kritik rol oynayan yüksek patlayıcı düzeneklerini korumak için tasarlandığı değerlendiriliyor.
Tünel girişleri tamamen mühürlendi
İsfahan Nükleer Kompleksi'nde bulunan ve Haziran 2025'te ABD operasyonlarına hedef olan üç uranyum zenginleştirme tesisinde de benzer bir hareketlilik gözleniyor. Ocak ayı sonu itibarıyla tesislerin tünel girişlerinin tamamen toprakla doldurularak kapatıldığı, böylece hem hava saldırılarına hem de özel kuvvet baskınlarına karşı fiziksel bir engel oluşturulduğu bildirildi.
Füze üslerinde operasyonel onarım
Tahkimat çalışmaları sadece nükleer tesislerle sınırlı kalmıyor. Şiraz ve Kum şehirleri yakınlarındaki balistik füze üslerinde, 2025 yılındaki çatışmalarda hasar gören binaların hızla onarıldığı ve komuta merkezlerinin yeniden operasyonel hale getirildiği uydu analizlerine yansıdı. Natanz yakınlarındaki Kazma Dağı tünellerinde ise beton mikserleri ve ağır ekipmanlarla güçlendirme çalışmaları aralıksız sürüyor.
İran'ın savunma tahkimatına ilişkin uydu verilerini jeopolitik risk modellerimizle rasyonalize ettiğimizde, bölgedeki stratejik denge şu başlıkları öne çıkarıyor:
ANALİZ:
İran’ın askeri altyapısını "beton lahit" ve "toprak altı" stratejisiyle fiziksel olarak tahkim etmesi, Washington-Tahran hattındaki nükleer müzakerelerin zeminini rasyonel bir belirsizliğe sürüklüyor. Tesislerin yer altına inmesi, diplomatik bir anlaşma sağlanamaması durumunda gerçekleştirilebilecek olası bir "cerrahi müdahale" maliyetini ve zorluk derecesini en üst seviyeye taşıyor.
Ekonomik projeksiyonlarımızda bu durum, küresel enerji piyasalarında "jeopolitik risk primi"nin 90 dolar bandında kemikleşmesine neden olan temel unsurdur. İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiziksel müdahaleye kapalı hale getirmesi, bölgedeki nükleer silahlanma yarışını tetikleyebilir ve bu da savunma sanayii endekslerinde (XUVAS) 2026 genelinde yukarı yönlü bir volatilite beklentisini güçlendirir. Tahran'ın bu "savunma derinliği" hamlesi, müzakere masasında elini güçlendirme çabası olarak okunmalıdır; ancak sahadaki bu fiziksel değişim, İsrail ve ABD tarafında "önleyici saldırı" penceresinin daraldığına dair bir alarm olarak algılanacaktır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Jeopolitik risk modellerinde nükleer tahkimat ve enerji güvenliğiŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





