ABD ve İsrail ile yaklaşık dört haftadır devam eden savaşın ortasında İran iç siyasetinde kritik bir fay hattı tetiklendi. 28 Şubat'ta hayatını kaybeden İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ardından, ülkenin nükleer doktrininde köklü bir değişikliğe gidilmesi yönündeki talepler Devrim Muhafızları ve radikal siyasi kanat tarafından yüksek sesle dillendiriliyor. Bir zamanlar kamuoyunda tabu kabul edilen nükleer silahlanma fikri, artık devlet medyasında ve meclis koridorlarında ana gündem maddesi haline geldi.

Trump duyurdu, İran 10 tankere Hürmüz izni verdi
Trump duyurdu, İran 10 tankere Hürmüz izni verdi
İçeriği Görüntüle

NPT Üyeliği Askıya Alınabilir

Üst düzey siyasi figürler, devam eden bölgesel savaşın stratejik denklemi değiştirdiğini belirterek mevcut nükleer politikanın İran'a askeri veya diplomatik bir fayda sağlamadığını savunuyor. Özellikle devlete bağlı medya organlarında, sivil nükleer programa devam edilirken NPT'den acilen çekilinmesi gerektiği vurgulanıyor. Ali Larijani'nin kardeşi Muhammed Cevad Larijani'nin NPT üyeliğini askıya alma ve fayda-maliyet analizi yapma çağrısı, iktidar çevrelerindeki radikal kırılmanın en net göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Eşik Devlet Statüsü ve Fetva Tartışması

Batılı istihbarat raporları, Tahran'ın silah sınıfı uranyum zenginleştirme kapasitesine aylar önce ulaştığını öne sürüyor. Hamaney'in 2000'li yılların başında verdiği ve nükleer silahları yasaklayan dini fetvasının, babasının yerine geçen yeni dini lider Mojtaba Hamaney tarafından devam ettirilip ettirilmeyeceği belirsizliğini koruyor. Siyasi ve askeri elitler arasındaki bu vizyon ayrılığı, İran'ın doğrudan bir nükleer güç mü olacağı yoksa sadece yeteneği elinde bulunduran "eşik devlet" statüsünde mi kalacağı sorusunu küresel güvenlik mimarisinin merkezine taşıyor.