Cumhuriyet Halk Partisi, mahkeme kararının gölgesinde derinleşen bir parti içi hesaplaşmaya sahne oluyor. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin "mutlak butlan" kararıyla genel başkanlığa dönen Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi, kısa süre içinde dokuz ismi kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk etti. Şimdi gözler, disiplin trafiğinin nereye kadar genişleyeceğine çevrildi.
Kısa sürede üst üste toplanan MYK
İstinaf mahkemesinin 38. Olağan Kurultay'a ilişkin kararının ardından oluşturulan Merkez Yönetim Kurulu, kısa bir aralıkta arka arkaya toplandı. Kılıçdaroğlu başkanlığındaki yönetim, bu toplantıların gündemine grup içi gerilimleri ve disiplin süreçlerini taşıdı. Mahkeme kararıyla göreve gelen bu yönetimle, seçilmiş genel başkan Özgür Özel'in görevde olduğunu savunan kanat arasında fiili bir iki başlılık tablosu oluştu.
İlk dalgada dokuz isim sevk edildi
Yönetimin attığı ilk somut adım, parti içinde ağırlığı olan dokuz ismi kapsadı. Parti Sözcüsü Müslim Sarı'nın açıkladığı karara göre bu isimler, "tedbirli olarak kesin ihraç" talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na gönderildi. Listede genel başkan yardımcıları Burhanettin Bulut, Özgür Karabat ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu; grup başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın; milletvekilleri Ensar Aytekin, Umut Akdoğan, Veli Ağbaba ve Turan Taşkın Özer yer aldı. Sevk edilen isimlerin tamamı, seçilmiş yönetime yakınlığıyla biliniyor.
Sarı, kararı duyururken gerekçeyi partinin sürüklendiği hukuki tabloya bağladı. Yetkinin tüzüğe uygunluğu sorulduğunda ise 2018 tarihli tüzüğün ivedi işlere ilişkin maddesine işaret etti.
Partiyi içine düştüğü bu durumdan arındırmak için bu kararı almak zorunda kaldık.
Müslim Sarı · CHP Parti SözcüsüSıradaki hedef belediye başkanları mı
Sözcü'nün aktardığı kulis bilgisine göre disiplin süreci burada durmayacak. İddiaya göre yönetim, 12 Haziran'daki MYK toplantısının ardından, aralarında belediye başkanları ve milletvekillerinin de bulunduğu yeni bir grup hakkında ihraç talebini gündeme alabilir. Bu iddialar henüz resmi bir kararla doğrulanmış değil.
Sürecin hukuki zemini de tartışmalı. Kılıçdaroğlu cephesi, 2020'deki 37. Olağan Kurultay döneminde yürürlükte olan tüzüğün geçerli olduğunu savunuyor. Bu tüzüğe göre milletvekilleri ve büyükşehir belediye başkanlarının disiplin işlemleri Parti Meclisi'nin istemiyle sonuçlanıyor; bu nedenle MYK'nın doğrudan sevk yetkisinin bulunup bulunmadığı sorgulanıyor. Karşı kanat ise mahkeme kararıyla oluşan yönetimin meşruiyetine itiraz ediyor.




