TÜİK, 2025 yılı dördüncü çeyrek ve yıllık gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini yayımladı. Üretim yöntemine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yıllık büyüme yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Cari fiyatlarla GSYH ise bir önceki yıla göre yüzde 41,3 artışla 63 trilyon 20 milyar liranın üzerine çıktı. Yılın son çeyreğinde kaydedilen yüzde 3,4'lük artış, büyüme ivmesinin yıl geneline yayıldığını teyit etti.
İnşaat lokomotif tarım ise fren oldu
Sektörel bazda bakıldığında 2025 yılının en dikkat çekici performansı inşaat sektöründen geldi. İnşaat sektörü toplam katma değerini yüzde 10,8 artırarak büyümenin sürükleyicisi oldu. Onu yüzde 8,0 ile bilgi ve iletişim faaliyetleri takip etti. Buna karşın tarım sektörü yüzde 8,8 oranında azalarak yılın tek daralan ana sektörü olarak kayıtlara geçti. Sanayi üretimi ise yüzde 2,9’luk bir büyüme ile genel ortalamanın altında kaldı.
Tüketim iştahı ve dış ticaret dengesi
Hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2025 yılında yüzde 4,1 artarak büyümenin talep yönündeki gücünü koruduğunu gösterdi. Tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 54,4 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşti. Dış ticaret tarafında ise mal ve hizmet ihracatı yüzde 0,3 daralırken, ithalatın yüzde 4,9 artması net dış talebin büyümeye katkısını sınırlandırdı. Kişi başına düşen gelir ise 712 bin 200 TL (18 bin 040 dolar) olarak hesaplandı.
TÜİK rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:
Türkiye ekonomisinin 2025 yılındaki %3,6'lık performansı, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik türbülanslara rağmen "yapısal direnç" kapasitesinin korunduğunu tescillemektedir. İnşaat sektöründeki %10,8'lik büyüme, deprem sonrası rehabilitasyon projelerinin yarattığı ivmeyi rasyonalize ederken; tarım sektöründeki %8,8'lik daralma, 2026 yılı gıda enflasyonu projeksiyonları için sistemik bir risk noktasına işaret etmektedir. Kişi başı gelirin 18 bin dolar bandını aşması, nominal bazda bir başarı olarak görülse de; işgücü ödemelerinin payındaki sınırlı değişim (%36,9), refahın tabana yayılma hızının operasyonel performansın gerisinde kaldığını göstermektedir. 2026 yılında büyümenin sürdürülebilirliği, ithalat bağımlılığının (%4,9 artış) kontrol altına alınması ve dış talebin negatif etkisinden (%0,3 azalış) arındırılmasına yönelik makroekonomik politikalara bağlı olacaktır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Makro büyüme dinamikleri ve sektörel ayrışma dosyasıŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





