Trump, 11 Haziran akşamı Truth Social'dan ani bir mesaj yayımladı: İran İslam Cumhuriyeti ile yapılan müzakereler Tahran'ın en üst liderliğine taşınıp onaylanınca, planlanan hava saldırıları ve bombardıman iptal edildi. Anlaşma yeri ile tarihi kısa süre içinde açıklanacak.
Açıklama, bölgede günlerce süren yüksek tansiyon ortamında geldi. ABD, 10 Haziran'da ateşkes görüşmelerinin tıkanmasının ardından İran'daki çok sayıda hedefe yeniden saldırı başlatmış; Trump ise anlaşmaya varılmazsa saldırıların "çok daha şiddetli" süreceğini açıkça söylemişti. Saatler içinde tablo tersine döndü.
Geniş koalisyon, tek metin
Trump'ın Truth Social paylaşımı, anlaşmanın yalnızca ABD ile İran arasında ikili bir metin olmadığını ortaya koyuyor. Paylaşımda, müzakerenin nihai noktalarının "hem genel çerçevede hem de en ince ayrıntısına kadar" ABD, İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Türkiye, Pakistan, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün ve Mısır tarafından onaylandığı belirtiliyor. On bir ülkenin tek bir açıklamada anlaşmanın onaylayıcısı olarak sıralanması, ABD-İran savaşının diplomatik zemine taşınmasında bölgesel mutabakatın ne ölçüde geniş tutulduğunu gösteriyor.
Türkiye'nin rolü
Türkiye, bu süreçte yalnızca imzacı listesinde yer almakla kalmadı; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, müzakerelerin tüm kritik aşamalarında hem ABD hem İran tarafıyla doğrudan temasta oldu. Fidan, birkaç gün önce yaptığı açıklamada "Her iki tarafla, arabulucu Pakistan ve bölgedeki diğer ilgili taraflarla düzenli istişareler içindeyim; onların bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için elimizden geleni yapıyoruz" demişti. Ocak ayında İstanbul'da İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile gerçekleştirilen görüşmeler, Türkiye'nin sürece bu denli erken dahil olduğunu gösteriyor.
2ay boyunca süren görüşmeler, ABD deniz ablukasının Nisan 2026'da başlaması ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla birlikte kıyısına geldi.
Trump'ın Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack'a Suriye ve Irak için ek yetki vermesi de aynı dönemde gündeme gelmişti. Barrack'ın genişletilen rolü, Ankara'nın bölgesel denklemdeki konumunu daha görünür kılıyor.
Deniz ablukası ve bir sonraki adım
Trump'ın açıklamasında önemli bir kayıt bulunuyor: Nisan 2026'dan bu yana yürürlükte olan ABD deniz ablukası, anlaşma imzalanana kadar "tam gücüyle" devam edecek. ABD'nin bu abluka kapsamında İran limanlarına erişmeye çalışan gemileri durdurduğu, bazılarını ele geçirdiği biliniyor; resmi verilere göre abluka İran'a günlük 500 milyon dolar civarında maliyet yüklüyor.
Görüşmelerin içeriğine ilişkin sızdırılan bilgiler, masadaki çerçeveyi bir ölçüde ortaya koyuyor: 60 günlük ateşkes uzatması, Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere yeniden açılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin kalıcı görüşmeler için bir takvim belirlenmesi gündemin merkezinde yer alıyor. Ancak Tahran, bazı talepleri "çelişkili" bulduğunu kamuoyuyla paylaştı; İran Dışişleri Bakanlığı da geçen hafta ABD'nin süreçte "birçok kez çelişkili tutumlar sergilediğini" söylemişti.
Müzakereler ve nihai noktalar, her iki taraf dahil tüm ilgili taraflarca onaylandı. İmza töreninin yeri ve zamanı kısa süre içinde açıklanacak.
Donald Trump · Truth Social, 11 Haziran 2026Bu aşamada anlaşmanın nihai bir barış metni mi yoksa kısa vadeli bir ateşkes belgesi mi olduğu netlik kazanmamış durumda. Önceki ateşkes denemeleri, her iki tarafça da ihlal edilmişti. Piyasaların ve bölgenin gözü imza töreninin tarihine çevrilmiş; Hürmüz Boğazı'nın ne zaman ticari trafiğe tamamen açılacağı ise en kritik soru olmaya devam ediyor.




