Pakistan Dışişleri Bakanı İshaq Dar, Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın herhangi bir ülkeye karşı kurulmadığını ve savunma amaçlı olduğunu açıkladı. Dar, 9 Ağustos Pazar günü yaptığı değerlendirmede anlaşmanın ilkelerini kabul eden ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmeye hazır ülkelerin yapıya katılabileceğini belirtti. Açıklama, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bir gün önce paktın İran'ı veya başka bir devleti hedef almadığını söylemesinin ardından geldi.

Anlaşmanın üç temel mesajı

01 · Belirli bir ülkeye karşı kurulmadı ve savunma amaçlı olarak tanımlandı.

02 · Üç üyeden birine yönelik silahlı saldırı, tümüne yönelik saldırı kabul edilecek.

03 · Barışçıl çözüm ilkelerini destekleyen diğer ülkelerin katılımına açık olacak.

Kolektif savunma hükmü anlaşmanın merkezinde

Anlaşma 7 Ağustos Cuma günü Mekke'de Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif tarafından imzalandı. Üç tarafın duyurduğu çerçeveye göre üyelerden birine yönelen silahlı saldırı üç ülkeye birden yapılmış sayılacak. Dar, bu hükmün Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesinde düzenlenen bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkıyla uyumlu olduğunu söyledi.

"Doğası gereği tamamen savunmacı."

İshaq Dar · Pakistan Dışişleri Bakanı

Dar ayrıca Mekke Anlaşması'nın tarafların mevcut ikili veya çok taraflı savunma düzenlemelerini yürürlükten kaldırmadığını ya da değiştirmediğini belirtti. Pakistan ile Suudi Arabistan Eylül 2025'te ayrı bir stratejik karşılıklı savunma anlaşması imzalamıştı. Pakistan ile Türkiye arasındaki askeri ve savunma sanayii işbirliği de son yıllarda genişledi.

Fidan İran'a yönelik olmadığı mesajını verdi

Hakan Fidan 8 Ağustos'taki açıklamasında paktın teknik olarak NATO'nun 5. maddesindeki karşılıklı savunma mantığına benzediğini, ancak İran'a veya başka bir ülkeye karşı oluşturulmadığını söyledi. Reuters'ın aktardığına göre anlaşmanın uygulanması için dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay başkanlarını kapsayan siyasi ve askeri bir komite kurulacak, kararların takibi için de Suudi Arabistan'da bir sekretarya oluşturulacak.

Endeks24'ün daha önce aktardığı Mekke Anlaşması'nın 5. madde yorumu, kolektif savunma maddesinin NATO ile benzerliğini ve uygulamadaki belirsizlikleri öne çıkarmıştı. Yeni açıklamalar, bu hükmün caydırıcılık amacı taşıdığı yönündeki üçlü siyasi mesajı güçlendirirken, operasyonel ayrıntıların komite çalışmalarında netleşeceğine işaret ediyor.

Üç ülke farklı kapasite getiriyor

Pakistan anlaşmaya geniş askeri deneyimi ve nükleer caydırıcılığıyla, Suudi Arabistan ekonomik kaynakları ve bölgesel ağırlığıyla, NATO üyesi Türkiye ise büyük askeri kapasitesi ve gelişen yerli savunma sanayiiyle katılıyor. Bu kombinasyon paktın siyasi ağırlığını artırıyor, ancak İslamabad'daki savunma analistleri kolektif savunma maddesine rağmen yapının mevcut haliyle NATO'nun kurumsal eşdeğeri olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.

Anlaşmanın imzalanması ABD ile İran arasındaki gerilimin yükseldiği ve Körfez güvenliğinin yeniden bölgesel gündemin merkezine yerleştiği bir döneme denk geldi. Dar, Pakistan'ın kalıcı barış ve istikrar için bölge ülkeleriyle çalışmayı sürdüreceğini belirtti. Anlaşmanın genişleme koşulları ile askeri koordinasyonun nasıl işleyeceğine ilişkin ayrıntıların ise kurulacak ortak mekanizmalar üzerinden şekillenmesi bekleniyor.