İstanbul’da son dönemde artış gösteren bina çökmesi ve tahliye haberleri, kentsel dönüşümün hayati önemini bir kez daha kanıtladı. 22 Mart 2026 tarihinde Fatih Ayvansaray Mahallesi’nde meydana gelen ve iki binanın tamamen yıkılmasıyla sonuçlanan olay, riskli yapıların sadece deprem anında değil, yorgun taşıyıcı sistemler nedeniyle her an çökebileceğini gösterdi. Ancak uzmanlara göre, dönüşümün önündeki en büyük engel ne maliyetler ne de bürokrasi; mülk sahiplerinin "yeni dairem küçülmesin" yaklaşımıyla yürüttüğü metrekare pazarlıkları.

Binanın verdiği sinyaller ve uygulama kalitesi

Kat Mülkiyeti Hukuku uzmanları, bir binanın çökmeden önce mutlaka sinyal verdiğine dikkat çekiyor. Kolon ve kirişlerdeki çatlaklar, demir pası izleri ve rutubet gibi belirtilerin "yaşamsal risk" olarak kodlanması gerektiğini belirten uzmanlar, vatandaşların sadece binanın yaşına değil, uygulama kalitesine bakması gerektiğini vurguluyor. Betonun döküldükten sonraki 14 günlük sulama ve kürleme sürecinin doğru yönetilmemesi, yeni binalarda bile uzun vadeli performans kayıplarına yol açabiliyor.

Konut ve ihtiyaç kredisi faizleri için 2026 projeksiyonu
Konut ve ihtiyaç kredisi faizleri için 2026 projeksiyonu
İçeriği Görüntüle

Yeni kentsel dönüşüm mevzuatı ve salt çoğunluk

Kentsel dönüşüm mevzuatında yapılan düzenlemelerle birlikte, riskli yapı tespiti kesinleşen binalarda karar alma süreci "salt çoğunluk" (%50+1) esasına bağlandı. Bu düzenleme, bir kişinin itirazı nedeniyle tüm binanın risk altında beklemesi dönemini sona erdirse de kat malikleri arasındaki "paylaşım ve metrekare" anlaşmazlıkları hukuki süreçleri uzatmaya devam ediyor. Yeni binalardaki otopark, sığınak ve asansör gibi zorunlu ortak alanların daire metrekarelerinden feragat edilmesini gerektirmesi, mülk sahipleri tarafından dirençle karşılanıyor.

Ekonomik gerçeklikler ve devlet desteği paketleri

2026 yılı itibarıyla inşaat maliyet endeksindeki yıllık %25,38’lik artış, mülk sahiplerinin finansal yükünü artırsa da devlet teşvikleri süreci destekliyor. "Yarısı Bizden" kampanyası kapsamında sağlanan 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteğiyle konut başına toplam 1 milyon 875 bin TL'lik finansman havuzu sunuluyor. Uzmanlar, 10 metrekarelik bir kayıp için riskli binalarda yıllarca beklemenin rasyonel bir tercih olmadığını, güvenli konutlara geçişin maliyet-fayda dengesinde öncelikli olması gerektiğini hatırlatıyor.