İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurması, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimi Suriye sahasında doğrudan askerî temas riskine yaklaştırdı. Saldırının kendisi ve üste oluşan hasar doğrulanırken, İsrail’in gerekçe gösterdiği yakın Türk askerî konuşlanması iddiası Ankara ve Şam tarafından reddedildi; ABD tarafı da bu iddiayı doğrulayamadığını açıkladı.

Suriye devlet medyasının aktardığı bilgilere göre İsrail uçakları pist ve depolama alanlarını sekiz hava saldırısıyla hedef aldı ve can kaybı bildirilmedi. Reuters, saldırının ardından İsrail Başbakanlık Ofisi’nin Şam’ın Türkiye’ye üs bölgesinde asker konuşlandırma imkânı vermek üzere olduğunu savunduğunu, Türkiye’nin ise bu iddiayı kabul etmediğini aktardı.

TCMB rezervleri 8 haftada 39,6 milyar dolar toparlandı
TCMB rezervleri 8 haftada 39,6 milyar dolar toparlandı
İçeriği Görüntüle

Ankara, 18 Ağustos tarihli açıklamasında saldırıyı kınadı ve İsrail’in Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini belirtti. Şam yönetimi de daha sonra Ebu Zuhur’da kalıcı bir Türk üssü kurulmasının planlanmadığını, Türk askerî personelinin tesisi eğitim ve askerî işbirliği kapsamında ziyaret ettiğini açıkladı.

EBU ZUHUR DOSYASI
Gerilimi büyüten dört kritik aşama
14 AĞUSTOS
Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani arasındaki görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askerî faaliyetleri gündeme geldi.
18 AĞUSTOS
İsrail, Ebu Zuhur üssünün pist ve depolama alanlarını vurdu. Suriye kaynakları sekiz saldırı düzenlendiğini ve can kaybı olmadığını bildirdi.
20 AĞUSTOS
Şeybani, üste kalıcı Türk askerî yığınağı planlanmadığını ve tesisin Suriye Hava Kuvvetleri için yeniden hazırlandığını söyledi.
23 AĞUSTOS
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Washington’un Türkiye’nin üsse yakın zamanda asker konuşlandıracağı iddiasını doğrulayamadığını açıkladı.
Kaynak: Reuters · T.C. Dışişleri Bakanlığı · 14-23 Ağustos 2026
endeks24.com

İki ülkenin Suriye hedefleri ayrışıyor

Arab News’ta Chris Doyle imzasıyla yayımlanan değerlendirme, Ebu Zuhur saldırısını Türkiye ile İsrail arasındaki daha geniş bölgesel rekabetin parçası olarak ele alıyor. Doyle, Ankara’nın yeni Suriye yönetimiyle yakın ilişkisini ve kuzeydeki askerî etkisini güç unsuru olarak görürken, İsrail’in Suriye’de kendisine hareket serbestisi sağlayacak daha sınırlı bir güvenlik düzeni istediğini savunuyor. Bu çerçeve yazarın yorumudur; doğrudan devlet politikası beyanı olarak okunmamalı.

Sahadaki doğrulanmış tablo ise iki başkentin Suriye’nin askerî kapasitesi konusunda farklı güvenlik önceliklerine sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye, Şam yönetiminin devlet kurumlarını ve ordusunu yeniden inşa etmesine destek veriyor. İsrail ise Türkiye’nin Suriye’de daha ileri askerî kapasite kazanmasının kendi güvenliği açısından risk oluşturabileceğini savunuyor.

Gerilimin merkezinde bugün mevcut bir Türk üssünden çok, Suriye’nin yeniden silahlanmasının hangi aktörlerle ve hangi sınırlar içinde gerçekleşeceği sorusu bulunuyor.

ABD yanlış hesaplama riskini sınırlamak istiyor

Washington’ın tepkisi, tartışmayı ikili gerilimin ötesine taşıdı. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıyı bölgesel istikrara hizmet etmeyen bir tırmanma olarak nitelendirdi ve Türkiye, İsrail ile Suriye arasında daha güçlü bir çatışmasızlık mekanizması üzerinde çalışıldığını söyledi.

Bu ayrım önemli. İsrail saldırıyı yaklaşan bir Türk konuşlanmasına bağlarken, Türkiye ve Suriye böyle bir planı reddetti. ABD’nin de söz konusu istihbaratı doğrulayamaması, saldırının gerekçesi ile sahada teyit edilebilen olgular arasında açık bir boşluk bıraktı. ABD’nin İsrail gerekçesine itirazı, Ebu Zuhur dosyasında gerilimin bundan sonraki aşamasını belirleyecek başlıklardan biri haline geldi.

Doğrudan Türkiye-İsrail savaşı mevcut verilerle kaçınılmaz bir senaryo değil. Buna karşılık iki ülkenin aynı Suriye sahasında farklı güvenlik hedefleriyle hareket etmesi, yanlış değerlendirme veya koordinasyon eksikliği kaynaklı askerî temas riskini yükseltiyor. Ebu Zuhur saldırısının asıl bölgesel önemi de bu noktada ortaya çıkıyor: Suriye’nin yeniden yapılanması, Ankara ile Tel Aviv arasındaki rekabetin giderek daha somut bir güvenlik dosyasına dönüşüyor.