Sosyal Güvenlik Kurumu, uzun yıllardır devam eden bütçe açığı tartışmalarının ardından 2025 yılını mali fazla ile kapatarak dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Kurumun toplam gelirleri 5 trilyon 599 milyar TL’ye ulaşırken, giderleri 5 trilyon 563 milyar TL seviyesinde gerçekleşti. Bu sonuçla sistem, 2025 yılını 35 milyar 741 milyon TL artı rezerv ile tamamladı.
Prim gelirlerinde asgari ücret dopingi
Kurumun gelir yapısındaki güçlenmenin temel kaynağını 4 trilyon 47 milyar TL ile prim gelirleri oluşturdu. Kayıtlı çalışan sayısının 26 milyon seviyesine ulaşması, asgari ücret ve genel ücret seviyelerindeki yükselişin prim matrahını büyütmesi ve malullük, yaşlılık, ölüm sigortası prim oranlarındaki 1 puanlık artış, SGK’nın gelirlerini bir önceki yıla göre yüzde 30’un üzerinde artırdı.
Emekli ödemeleri gelir hızının gerisinde kaldı
Mali tablodaki fazlanın en kritik nedeni, giderlerin en büyük kalemi olan emekli aylıklarındaki artış hızının, gelir artış hızının yarısında kalması oldu. 2025 yılı genelinde SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan yüzde 12,19, memur emeklilerine yapılan yüzde 18,6 oranındaki artışlar, ortalama emekli aylığı büyümesini yüzde 14-15 aralığında sınırladı. Bu durum, kurumun topladığı primler ile ödediği aylıklar arasındaki makasın kurum lehine açılmasını sağladı.
Yaşam maliyeti ve aylıklar arasındaki fark
2026 yılı Şubat ayı itibarıyla 17 milyonu aşan emekli nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ı, 25 bin TL’nin altında aylık alıyor. Güncel verilere göre açlık sınırının 32 bin 365 TL, yoksulluk sınırının ise 105 bin 424 TL olduğu bir ekonomik konjonktürde, emekli gelirlerinin yaşam maliyetinin altında kalması, SGK’nın mali sürdürülebilirliğini "sosyal koruma" aleyhine finanse ettiğini gösteriyor.




