Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, uygulanacak parasal ve mali politikalar ile yapısal reformlar doğrultusunda 2026 yılında enflasyonun yüzde 20’nin altına düşmesinin hedeflendiğini açıkladı. Yılmaz, enflasyonun daha hızlı düşürülmesinin mümkün olduğunu ancak bunun sosyal ve ekonomik dengeler üzerinde ağır maliyetler yaratacağını belirtti.

Altın kaçakçılığı soruşturmasında 7 şirkete operasyon
Altın kaçakçılığı soruşturmasında 7 şirkete operasyon
İçeriği Görüntüle

Yılmaz’ın değerlendirmeleri, 2026 yılına ilişkin makroekonomik hedeflerin uygulanmaya devam edeceğine işaret ederken, büyüme ve istihdam dengesinin korunmasının öncelik olarak ele alındığı vurgulandı.

2026 yılı makroekonomik hedefleri

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın paylaştığı bilgilere göre 2026 yılı için öngörülen temel göstergeler şöyle sıralandı: Yüzde 3,8 oranında reel büyüme, 1,7 trilyon dolara yaklaşan milli gelir ve 19 bin dolara yaklaşan kişi başı milli gelir. Mal ve hizmet ihracatının 410 milyar doları aşması, turizm gelirlerinin ise 68 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.

Cari açığın milli gelire oranının yüzde 1,3 seviyesinde tutulması, 700 bini aşan ilave istihdam yaratılması ve işsizlik oranının yüzde 8,4 düzeyine gerilemesi de hedefler arasında yer aldı.

OVP’de güncelleme gündemde değil

Enflasyon hedefleriyle ilgili Orta Vadeli Program’da bir güncellemenin gündemde olmadığını belirten Yılmaz, mevcut çerçevenin korunduğunu ifade etti. Ocak ayı ve izleyen aylardaki enflasyon eğilimlerinin sürecin daha net görülmesini sağlayacağını belirten Yılmaz, ilk çeyrekte sağlanacak iyileşmenin beklentilere de yansımasının beklendiğini söyledi.

Yılmaz, beklentilerin dinamik bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekerek, enflasyon performansındaki iyileşmenin ekonomik aktörlerin beklentilerini de olumlu yönde etkilemesinin öngörüldüğünü dile getirdi.

Enflasyonda kademeli düşüş vurgusu

Enflasyonun çok daha hızlı düşürülmesinin mümkün olabileceğini ancak bunun ciddi sosyal ve ekonomik maliyetler doğuracağını ifade eden Yılmaz, büyüme ve istihdamı gözeten kademeli bir düşüş sürecinin benimsendiğini aktardı. 2025 yılında yaşanan olumsuz koşulların geride kalmasının, hizmet enflasyonundaki katılıkların kırılmasının ve beklentilerdeki iyileşmenin 2026 hedeflerini daha gerçekçi hale getirdiğini belirtti.