UNIFIL'in planlanan çekilme süreci yaklaşırken, Türkiye'nin Lübnan'da güvenlik ve enerji başlıklarında daha görünür bir rol üstlenebileceği değerlendiriliyor. Arab News yazarı Dr. Dania Koleilat Khatib, yorum yazısında Ankara'nın olası rolünü güvenlik düzenlemeleri, elektrik bağlantıları, yeniden inşa ve Doğu Akdeniz enerji dosyası üzerinden ele aldı. Metin Arab News'in Opinion bölümünde yayımlandı ve ileriye dönük değerlendirmeler yazara ait. Tartışmanın somut siyasi zemini ise Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un Ankara ziyaretiyle güçlendi.

Associated Press'in 31 Temmuz 2026 tarihli haberinde aktardığı 30 Temmuz'daki ortak basın açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, UNIFIL'in çekilmesinden sonra Lübnan'ın güvenliği ve egemenliğini destekleyecek girişimlerde Türkiye'nin yer almak istediğini söyledi. Erdoğan, Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ne güvenlik alanındaki desteğin süreceğini de belirtti.

UNIFIL sonrası güvenlik düzeni öne çıkıyor

OLASI YENİ ROLÜN ÇERÇEVESİ
Güvenlikten enerji altyapısına uzanan dört hat
Aynı dosyadaki başlıklar farklı kesinlik düzeyinde: resmi karar, siyasi niyet, proje seçeneği ve yazar değerlendirmesi.
Güvenlik + enerji
Ankara'nın Lübnan'daki olası ağırlığı, güvenlik düzeni ile ekonomik altyapıyı aynı çerçevede buluşturan bir tartışmaya dönüşüyor.
01
UNIFIL sonrası güvenlik düzeni
Türkiye'nin yeni girişimlere katılma isteği resmi açıklamaya dayanıyor.
02
Suriye üzerinden elektrik bağlantısı
Karadan değişim ve denizaltı hattı, tartışılan iki ayrı seçenek.
03
Yeniden inşa desteği
Ankara, Lübnan'ın savaş sonrası ekonomik toparlanmasına destek mesajı verdi.
04
Doğu Akdeniz enerji dosyası
Bölgesel enerji etkisine ilişkin genişleme tezi, Arab News yazarının değerlendirmesi.
Kaynaklar: Arab News · BM Güvenlik Konseyi · Associated Press · Enab Baladi · 11 Ağustos 2026
endeks24.com
ZİYARET
30.07.2026
UNIFIL
31.12.2026
ELEKTRİK
2 rota

BM Güvenlik Konseyi'nin 2790 sayılı kararı, UNIFIL'in görevini son kez 31 Aralık 2026'ya kadar uzatıyor. Karar, bu tarihten sonra gücün düzenli ve güvenli biçimde çekilmeye başlamasını ve çekilme sürecinin bir yıl içinde tamamlanmasını öngörüyor. Bu takvim, güney Lübnan'daki sonraki güvenlik düzeninin nasıl şekilleneceğini bölgesel diplomasinin ana başlıklarından biri haline getiriyor.

Ankara'nın olası yeni rolü, Türkiye'nin UNIFIL kapsamındaki geçmiş askeri katkısından daha geniş bir güvenlik mimarisi tartışmasına işaret ediyor. Khatib, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un Ankara ziyaretini sıradan bir protokol teması olarak görmüyor. Yazara göre ziyaret, Türkiye'nin Lübnan'daki siyasi, güvenlik ve ekonomik ağırlığının artabileceğine işaret eden daha geniş bir bölgesel yeniden konumlanmanın parçası.

Khatib'e göre Türkiye ara bulucu alanını genişletiyor

Khatib'in tezinde Türkiye'nin önem kazandığı başlıklardan biri, Hizbullah ile Suriye yönetimi arasındaki gerilimin kontrol altında tutulması. Yazar, Ankara'nın Hizbullah ile temas kanalı açtığını ve Şam ile Beyrut arasında doğrudan çatışmaya dönüşebilecek bir gerilimin yumuşatılmasında rol oynadığını savunuyor. Bu anlatım Arab News yazarının değerlendirmesine dayanıyor ve bağımsız bir resmi teyit olarak sunulmuyor.

Yazar, Hizbullah'ın Türkiye'ye bakışında da değişim olduğunu ileri sürüyor. Khatib'e göre örgüt, geçmişte İran'ın Suriye ve Lübnan'daki etkisine rakip olabilecek bir Türk varlığına mesafeli dururken, bugün Türkiye'yi hem Şam'la ilişkiler hem de İsrail karşısındaki olası güvenlik dengesi açısından gerekli bir aktör olarak görmeye başladı. Khatib, Hizbullah karşıtı Lübnanlı grupların da Türk etkisini İran'ın ağırlığını sınırlayabilecek ve doğrudan bir Suriye müdahalesine göre daha az riskli bir seçenek olarak değerlendirdiğini yazıyor.

Khatib'in değerlendirmesi Washington boyutunu da içeriyor. Yazar, Aoun'un Ankara ziyaretinin ABD'nin bilgisi ve onayı dışında gerçekleşmediği görüşünde. Kendi kaynaklarına dayandırdığı bir başka değerlendirmede ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgesel rolünün ABD Başkanı Donald Trump tarafından sessiz biçimde kabul gördüğünü ve Washington'ın İsrail'in bölgesel ağırlığını Türkiye gibi güçlü bir aktörle dengeleme arayışında olduğunu öne sürüyor. Bu bölüm de resmi ABD politikası olarak değil, Khatib'in kaynaklarına ve siyasi analizine dayanan bir görüş olarak değerlendiriliyor.

Yazarın güvenlik tezinin merkezinde güney Lübnan bulunuyor. Khatib, UNIFIL sonrasındaki boşluğun İsrail'le gerilimi artırabileceğini, bu nedenle yeni bir güvenlik garantörüne ihtiyaç duyulacağını savunuyor. NATO üyesi Türkiye'nin bu çerçevede rol oynayabileceği görüşünü dile getirirken, Ankara'nın Lübnan dosyasına ilgisini Türkiye'nin kendi ulusal güvenlik hesabıyla da ilişkilendiriyor.

Elektrik ve yeniden inşa ikinci hattı oluşturuyor

Güvenlik dosyasına paralel ikinci hat elektrik bağlantıları. Enab Baladi'nin aktardığı seçeneklerden ilki, Türkiye ile Lübnan arasında Suriye üzerinden elektrik değişimini öngörüyor. İkinci seçenek ise Türkiye'yi Suriye kıyısına, oradan da Lübnan'ın Trablus kentine bağlayacak denizaltı elektrik hattına dayanıyor. Bu seçenekler henüz aynı düzeyde olgunlaşmış projeler değil ve teknik, finansal ve siyasi koşulları farklı.

Khatib, Türkiye'nin güney Lübnan'ın yeniden inşasına katkı verme niyetini ve Doğu Akdeniz'deki enerji denklemine ilgisini de daha geniş ekonomik rolün parçaları arasında sayıyor. Yazara göre Lübnan ile Kıbrıs ve Suriye arasındaki deniz yetki alanı düzenlemeleri, bölgedeki enerji dağılımını doğrudan etkileyebilecek başlıklardan biri. Khatib ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye ekseninde yeniden gündeme gelen Hicaz Demiryolu bağlantısını, Trablus Limanı'nı daha geniş bir bölgesel ticaret ve ulaştırma ağına bağlayabilecek ekonomik hatlar arasında gösteriyor.

Khatib'in genel sonucu, Ankara'nın önümüzdeki dönemde Lübnan'da tek bir dosyaya sıkışmayan bir rol üstlenebileceği yönünde. Güvenlik düzenlemeleri, Suriye ile ilişkiler, enerji bağlantıları, yeniden inşa ve ulaştırma projeleri yazarın çerçevesinde birbirini tamamlayan başlıklar olarak ele alınıyor. Arab News'in Opinion bölümünde yayımlanan metindeki bu ileriye dönük çıkarımlar, resmi karar veya kesinleşmiş proje değil, yazarın bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri.

Dr. Dania Koleilat Khatib, ABD-Arap ilişkileri ve lobicilik alanında çalışan bir uzman. Arab News'teki yazar profilinde, Lübnan merkezli Research Center for Cooperation and Peace Building'in kurucu ortaklarından biri olduğu belirtiliyor.

Kaynakların birlikte okunması, dört başlığın aynı kesinlik düzeyinde olmadığını gösteriyor. UNIFIL takvimi BM kararıyla kesinleşmiş durumda. Türkiye'nin sonraki güvenlik girişimlerine katılma isteği resmi açıklamaya dayanıyor. Elektrik bağlantısı için iki seçenek tartışılıyor. Ankara'nın Lübnan'daki siyasi ve ekonomik etkisinin belirgin biçimde büyüyeceği yönündeki sonuç ise Arab News yazarının değerlendirmesi olarak kalıyor.