Kızıldeniz ve Aden Körfezi üzerindeki hakimiyet yarışı, 15 Şubat 2026 itibarıyla toplanan Afrika Birliği zirvesinin en kritik gündem maddesi haline geldi. Birleşik Arap Emirlikleri'nin Sudan, Etiyopya ve Eritre üzerindeki agresif yatırım ve askeri destek stratejisine karşı Suudi Arabistan; Mısır, Türkiye ve Katar'ı kapsayan yeni bir stratejik blok inşa etti. Diplomatik kaynaklar, Riyad'ın Kızıldeniz'deki etkinliğini korumak için Türkiye'nin bölgedeki "sert güç" kapasitesini merkeze aldığını belirtiyor.
Mogadişu ve Sudan hattında Türk askeri etkisi
Somali’nin, Somaliland’ın bağımsızlık girişimine destek verdiği gerekçesiyle BAE ile bağlarını koparması, Türkiye'nin bölgedeki ağırlığını artırdı. Mogadişu yönetimi Katar ile savunma anlaşması imzalarken, Türkiye bir güç gösterisi olarak Somali başkentine savaş uçakları gönderdi. Bu hamle, Ankara'nın Afrika Boynuzu'ndaki güvenlik mimarisinde sadece bir eğitici değil, doğrudan bir koruyucu aktör olarak konumlandığını teyit ediyor.

SİHA’lar Sudan sınırında dengeleri değiştiriyor
Sudan’daki iç savaşta BAE destekli Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (RSF) karşı, Suudi müttefiki Mısır’ın Türk yapımı insansız hava araçlarını (SİHA) devreye alması rekabetin teknik boyutunu gözler önüne seriyor. Güvenlik kaynakları, Türk SİHA’larının Sudan sınırında RSF hedeflerine yönelik operasyonlarda aktif rol oynadığını bildiriyor. Bu durum, Türk savunma sanayii ürünlerinin bölgedeki Körfez rekabetinde stratejik bir dengeleyici unsur olarak kullanıldığını gösteriyor.
Körfez rekabetinin iç bölgelere yayılımı
Yemen'de başlayan Suudi-BAE ayrışması; Libya, Somali ve Sudan üzerinden tüm Afrika Boynuzu’na yayıldı. BAE'nin bölgedeki liman yatırımları ve askeri üs hamlelerine karşı, Türkiye'nin denizcilik rotalarını güvence altına alan ve yerel hükümetlerin egemenlik haklarını destekleyen politikası, bölge liderleri nezdinde Ankara'yı güvenilir bir müttefik haline getiriyor. Afrika Birliği zirvesinde birçok liderin taraf seçmekten kaçındığı gözlenirken, Türkiye'nin bölgedeki "ittifak mimarı" rolü stratejik önemini koruyor.
Bölgesel risk değişimini küresel piyasa hassasiyetleriyle rasyonalize eden modellerimiz, tabloda şu stratejik alanları işaret ediyor:
ANALİZ:
Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki askeri ve diplomatik projeksiyonu, 2026 yılı itibarıyla "stratejik derinlik" safhasından "aktif dengeleyici" safhasına geçmiştir. Suudi Arabistan liderliğindeki blok içerisinde Türkiye’nin üstlendiği rol, sadece savunma sanayii ihracatı ile sınırlı kalmayıp, Kızıldeniz’in güvenliği ve enerji rotalarının kontrolü noktasında rasyonalize edilmiş bir güç çarpanına dönüşmüştür.
Modellemelerimiz, Türkiye’nin Somali’ye savaş uçağı konuşlandırması ve Mısır üzerinden Sudan denklemine SİHA teknolojisiyle dahil olmasının, BAE’nin bölgedeki operasyonel maliyetlerini %20-30 oranında artıracağını öngörmektedir. 2027 projeksiyonlarında bu durum, Türkiye’nin Doğu Afrika’daki ticari hacmini ve enerji arama faaliyetlerindeki önceliğini tahkim edecektir. Ancak, bölgedeki vekil güçler üzerinden yürütülen bu rekabetin "sistemik risk" potansiyeli, Türk savunma bütçesi ve bölgesel istikrar üzerinde yakından izlenmesi gereken yapısal dirençler oluşturmaktadır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Afrika Boynuzu'nda Türk askeri projeksiyonu ve stratejik ittifak dengesiŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




