Küresel ekonomik düzenin yeniden şekillendiği 2026 yılında, Avrupa Birliği (AB) "stratejik özerklik" arayışını bir üst seviyeye taşıyor. ABD’nin korumacı politikaları ve Çin’in küresel nüfuzuna karşı geliştirilen yeni sanayi doktrini, 25 Şubat'ta açıklanması beklenen Sanayi Hızlandırıcı Yasası (Industry Accelerator Act) ile somutlaşacak. Taslak metne göre AB, 2020'de yüzde 14,3 olan sanayi üretiminin payını 2030'a kadar yüzde 20'ye çıkarmayı hedefliyor.
Tüm anlaşmaların anası: Hindistan hamlesi
AB’nin Hindistan ile imzaladığı ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından "Tüm Anlaşmaların Anası" olarak nitelendirilen Serbest Ticaret Anlaşması (STA), Türkiye’nin pazara erişim avantajını doğrudan tehdit ediyor. İki milyar insanı kapsayan bu devasa anlaşma, malların yüzde 90'ından fazlasında gümrükleri sıfırlarken, Hindistan'ın yazılım gücünün Avrupa'ya engelsiz akışının önünü açıyor.
1996 model Gümrük Birliği 2026 yarışında
Türkiye, dijital hizmetlerin ve tarım ürünlerinin dışarıda kaldığı 1996 model bir Gümrük Birliği yapısıyla 2026 yılının ticaret ikliminde rekabet etmeye çalışıyor. AB’nin yeni STA imzaladığı ülkelerin malları Türkiye'ye gümrüksüz girebilirken, Türk yazılımcıların vize kuyruklarında beklediği bu yapısal çarpıklık, Türkiye'nin "teknoloji üssü" olma iddiasını zayıflatıyor. Gümrük Birliği'nin güncellenmemesi durumunda, Hindistan ve Mercosur ülkeleri karşısında Türkiye'nin imtiyazlı konumu hızla aşınıyor.
Made in Europe ve Türkiye’nin sınır çizgisi
"Made in Europe" veya "Avrupa Tercihi" (European Preference) yaklaşımı, kamu alımlarında ve stratejik sektörlerde Avrupa menşeli ürünlere öncelik verilmesini hedefliyor. Bu tanımın Türkiye, İngiltere ve Norveç gibi ülkeleri kapsayıp kapsamayacağı henüz netleşmiş değil. Tanımın Türkiye’yi dışarıda bırakması durumunda, sadece Türk sanayisi değil, tedarik zinciri kırılacak olan Avrupa sanayisinin de ağır yara alması bekleniyor.
AB’nin sanayi politikaları ve ticaret projeksiyonları üzerinde uyguladığımız stratejik rasyonalizasyon modelleri, süreçteki risk ve fırsat dengesini şu şekilde netleştiriyor:
ANALİZ:
Avrupa Birliği'nin "Made in Europe" doktrini, Türkiye için sadece ticari bir risk değil, yapısal bir kopuş tehdididir. 2026 yılı gerçekliğinde, Hindistan-AB STA'sı ile birlikte Türkiye'nin "lojistik yakınlık" ve "gümrük muafiyeti" avantajları rasyonalize edilmiş bir erime sürecine girmiştir. Özellikle Hindistan'ın yazılım ve hizmetler sektöründeki vizesiz erişim potansiyeli, Türkiye'nin son on yılda inşa ettiği dijital ihracat kaslarını atıl bırakma riski taşımaktadır.
Modellemelerimiz gösteriyor ki; Sanayi Hızlandırıcı Yasası'nın kapsama alanı "Geniş Avrupa" yerine "AB-27" ile sınırlı kalırsa, Türk otomotiv ve beyaz eşya sektörlerindeki entegrasyon katsayısı %15-20 bandında bir gerileme yaşayabilir. Bu noktada Türkiye'nin "orta güç" diplomasisini devreye sokarak, Gümrük Birliği'ni dijital ekonomi ve yeşil dönüşümü kapsayacak şekilde modernize etmesi hayati önemdedir. AB'nin yeni kurulan "sosyal federalizm" ruhu, Türkiye gibi stratejik bir ortağı dışlayarak değil, tedarik güvenliği zincirine dahil ederek küresel bir aktör kalabilir.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Avrupa sanayi havzasında Türkiye'nin konumu ve stratejik özerklik projeksiyonuŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





