Beyaz Saray kaynaklarından sızan bilgilere göre, iki lider Çarşamba günü gerçekleştirdikleri kritik görüşmede İran’ın finansal damarlarını kesme konusunda tam mutabakata vardı. İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 80'inden fazlasını karşılayan Çin ile olan bu ticari bağın koparılması, Tahran yönetiminin döviz gelirlerini minimize etmeyi hedefliyor. Üst düzey ABD'li yetkililer, "İran'ın Çin'e satışları konusunda azami baskıyı tam güçle uygulayacağız" mesajını vererek yaptırım sürecinin yeni ve sert bir aşamaya geçtiğini teyit etti.
Askeri hareketlilik ve diplomatik gerilim
Bu stratejik hamle, ABD’nin bölgeye dev bir donanma filosu konuşlandırmasının ve Amerikan ordusunun olası bir askeri operasyon hazırlığına girmesinin hemen ardından geldi. Bölgedeki askeri tansiyonun haftalarca sürebilecek operasyon ihtimaliyle yükselmesi, enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini tetikledi. Öte yandan, Umman arabuluculuğunda yürütülen nükleer görüşmelerin bu sert yaptırım kararıyla nasıl bir yöne evrileceği küresel kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
Çin’in sessizliği ve enerji denklemi
Tahran’ın en büyük ticari ortağı olan Çin, Ay Takvimi Yeni Yılı tatili nedeniyle henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak ABD’nin Çin üzerinden İran’ı baskılama stratejisi, Pekin-Washington hattındaki ticaret savaşlarını yeni bir cepheye taşıyabilir. İran’ın petrol gelirlerinin düşmesi, bölgedeki vekil güçlerin finansmanını da doğrudan etkileyecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel risk değişimini küresel piyasa hassasiyetleriyle rasyonalize eden modellerimiz, tabloda şu stratejik alanları işaret ediyor:
ANALİZ:
Trump-Netanyahu mutabakatı, küresel petrol arz dengesinde "sıfır tolerans" döneminin geri döndüğünü gösteriyor. İran’ın Çin’e olan günlük yaklaşık 1,5 milyon varillik ihracatının hedef alınması, Brent petrol üzerinde doğrudan bir "jeopolitik risk primi" oluşturmuştur. 2026 yılı projeksiyonlarımızda, bu hacmin piyasadan çekilmesi durumunda oluşacak boşluğun Suudi Arabistan ve BAE tarafından doldurulup doldurulmayacağı, fiyat istikrarı için kritik olacaktır.
Stratejik değişim, sadece enerji fiyatlarını değil, küresel emtia rotalarını da yeniden çizmektedir. İran’ın nükleer programı üzerindeki baskının askeri sevkiyatla desteklenmesi, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğini riske atarak navlun maliyetlerini yukarı çekebilir. Bu durum, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için cari denge üzerinde ek baskı unsuru taşırken, aynı zamanda bölgesel bir arabuluculuk rolü için yeni bir alan açmaktadır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Küresel enerji jeopolitiği ve İran yaptırım denklemiŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





