ABD Başkanı Donald Trump’ın "maksimum baskı 2.0" stratejisi, 2026 yılının ilk çeyreğinde jeopolitik bir satranç hamlesine dönüştü. "Gece Yarısı Çekici" (Midnight Hammer) operasyonu ile koordineli yürütülen süreçte, Washington’un Tahran’dan temel talebi artık nükleer kapasiteyle sınırlı değil. ABD, Çin sanayisinin can damarı olan ve Pekin’in deniz yoluyla ithal ettiği petrolün %13,4’ünü oluşturan İran sevkiyatının tamamen kesilmesini istiyor.
Şubat 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde yoğunlaşan ABD donanması, ticari gemiler için "yüksek risk" uyarıları yayımlarken; bölge üzerinden taşınan günlük 20 milyon varil petrolün güvenliği küresel piyasaların bir numaralı gündem maddesi haline geldi. İran’ın bu baskılara yanıt olarak Rusya ve Çin ile imzaladığı "Üçlü Stratejik Anlaşma" ise, enerji koridorlarının güvenliğini çok kutuplu bir savunma hattına taşıyor.
Hürmüz’de askeri tırmanış ve mayın senaryoları
ABD Denizcilik İdaresi’nin son rehberinde gemilerin İran karasularından uzak durması istenirken, Tahran’ın karşı hamle olarak Hürmüz Boğazı’nı mayınlama ve insansız deniz araçlarıyla (İDA) trafiği bloke etme kapasitesi, Brent petrol fiyatlarını 84-100 dolar bandında tutan temel baskı unsuru olarak öne çıkıyor. Çin’in bölgedeki tatbikatlara gelişmiş muhriplerle katılma sinyali, krizin bölgesel bir çatışmadan ziyade "küresel bir sistem savaşı" olduğunu tescilliyor.
Bölgesel risk değişimini küresel piyasa hassasiyetleriyle rasyonalize eden modellerimiz, tabloda şu stratejik alanları işaret ediyor:
ANALİZ:
Trump yönetiminin 2026 stratejisi, İran’ı iktisadi olarak çökertmekten ziyade Çin’in enerji maliyetlerini yönetilemez seviyeye çekmeyi hedefleyen bir "indirekt yıpratma" modelidir. Çin sanayisinin yıllık enerji ihtiyacının kritik bir eşiğini oluşturan İran petrolü; doğrudan yaptırımlarla değil, lojistik yolların "fiziki ve hukuki güvenliğinin" ortadan kaldırılmasıyla tehdit edilmektedir. Bu durum, Pekin’i Rusya’dan gelen boru hattı gazına ve petrolüne daha bağımlı hale getirirken, Washington’a Moskova ile pazarlıkta yeni bir kaldıraç sunmaktadır.
Piyasa projeksiyonlarımız; Hürmüz Boğazı'ndaki tansiyonun sadece petrol fiyatlarını değil, küresel konteyner navlun endekslerini de (ETS sürşarjları dahil) yukarı yönlü baskıladığını göstermektedir. İran’ın iç dinamiklerinde ise "Çin modeli" (otoriter kapitalizm) ile "batı ile uzlaşı" klikleri arasındaki kavga, rejimin dayanıklılık testini zorlaştırmaktadır. Türkiye açısından bu tablo, "Orta Koridor" ve boru hatları üzerindeki transit yükünü artırırken; bölgedeki askeri hareketlilik, savunma harcamaları ve enerji maliyetleri üzerinde orta vadeli bir risk primi (CDS) oluşturmaktadır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Enerji jeopolitiğinde ikmal hatları sabotajı ve küresel enflasyon korelasyonu
Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




