Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yürütülen enflasyonla mücadele programının beklenen sonuçları üretememesi, ekonomi çevrelerinde yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Resmi söylemde fiyat istikrarı temel hedef olarak korunurken, uygulanan politikaların fiili önceliğinin dış finansman ihtiyacını yönetmek olduğu yönündeki değerlendirmeler güç kazanıyor.

Ekonomi yönetimi, 2023 genel seçimlerinin ardından göreve gelirken Türkiye ekonomisinin ciddi bir dış finansman baskısıyla karşı karşıya olduğu belirtiliyordu. O dönemde özellikle rezerv görünümü, artan cari açık ve döviz ihtiyacı nedeniyle ekonomi politikalarında sert normalleşme adımları devreye alınmıştı. Politika faizindeki hızlı artış ve kurdaki kontrollü seyir, yabancı sermaye girişlerini teşvik etmeyi amaçlayan temel araçlar olarak öne çıktı.

Ancak aradan geçen yaklaşık üç yıllık sürede enflasyonda kalıcı bir iyileşme sağlanamaması, uygulanan programın etkinliği konusunda soru işaretlerini artırdı. İktisat çevrelerinde klasik istikrar programlarının genellikle kısa vadeli uygulandığı, program süresinin uzamasının hem ekonomik hem toplumsal maliyetleri büyüttüğü değerlendiriliyor.

Özellikle ücretli kesim üzerindeki gelir kaybı, yüksek kredi maliyetleri ve iç talepteki yavaşlama programın sosyal etkilerini daha görünür hale getirdi. Buna rağmen enflasyondaki katılığın sürmesi, programın yalnızca fiyat istikrarına odaklanmadığı yönündeki yorumları güçlendirdi.

Finansman ihtiyacı tartışması öne çıkıyor

Ekonomi yönetiminin önceliğinin zaman içinde dış finansman sürekliliğini sağlamak yönüne kaymış olabileceği değerlendirmeleri dikkat çekiyor. Yüksek faiz politikasıyla yabancı sermaye girişlerinin desteklenmesi ve kur oynaklığının sınırlandırılması, dış ödeme dengesi açısından kısa vadeli rahatlama sağladı.

Ekonomi uzmanlarına göre uygulanan politikalar, Türkiye’nin son üç yılda sert bir ödemeler dengesi krizi yaşamasını önleyen önemli unsurlar arasında yer aldı. Ancak aynı dönemde enflasyonun hedeflenen hızda gerilememesi, para politikasının kredibilitesi üzerinde baskı oluşturdu.

Son dönemde küresel finansman koşullarının sıkılaşması ve içeride siyasi tansiyonun yükselmesiyle birlikte dış kaynak ihtiyacının yeniden arttığı belirtiliyor. Bu süreçte “varlık barışı” benzeri uygulamaların yeniden gündeme taşınması da ekonomi politikalarının öncelikleri konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

AYM özel okullara 5 kat ceza kuralını iptal etti
AYM özel okullara 5 kat ceza kuralını iptal etti
İçeriği Görüntüle

Beklenti yönetimi zorlaşıyor

Uzmanlar, enflasyonla mücadelede başarı için yalnızca sıkı para politikasının yeterli olmadığını; mali disiplin, yapısal reformlar ve güçlü beklenti yönetiminin de kritik önemde olduğunu belirtiyor. Özellikle piyasalarda oluşan “öncelik finansman mı, fiyat istikrarı mı?” sorusunun, TCMB’nin iletişim gücünü zayıflattığı değerlendiriliyor.

Ekonomi yönetiminin önümüzdeki dönemde hem enflasyon görünümünü iyileştirecek hem de dış finansman ihtiyacını sürdürülebilir şekilde yönetecek yeni adımlar atıp atmayacağı piyasaların ana gündem başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Projeksiyon modelleri, kredibilite ile dezenflasyon başarısı arasındaki ilişkinin belirleyici olduğunu gösteriyor.